HERZAMANENUCUZ.BLOGCU.COM DA KARGO DAHİL ÜRÜNLER

Ana Sayfam Yapayım | Favorilerime Ekleyeyim
netkitap.com Google Gruplar Beta
13 TEMMUZ Grubuna Sende Katıl
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

• 6/3/2009 - Zülfü Livaneli

Zülfü Livaneli
 Yazara ulaşmak için : zlivaneli@gazetevatan.com
 
 Şaban’ın Recep’leşmesi

Recep İvedik 2 filmini ilk üç günde 1 milyon üç yüz bin kişi izlemiş. Belli ki birincisi gibi, bu film de rekor kıracak.

Bu olayı sadece bir sinema başarısı olarak değil, toplumun yüzüne tutulan bir ayna olarak görmekte yarar var.

Türk toplumu, Recep İvedik’te kendisini seyrediyor. Özellikle büyük şehirlerde sokağa çıktığınızda karşılaştığınız on kişinin sekizi ona benziyor.

Bu açıdan “toplumsal bir fenomen karşısındayız!” demek herhalde yanlış olmaz.

***


Eskiden Kemal Sunal filmleri çok tutulduğu için, insanın aklına ister istemez Şaban tiplemesi ile Recep İvedik tiplemesini karşılaştırmak geliyor.

Şaban, büyük göçün başlangıcında köyden şehre yeni gelen, alçakgönüllü gecekondu mahallelerinde oturan, başını döndüren şehir karşısında köy safiyeti taşıyan, etrafa şaşkın şaşkın bakan bir tipti.

Şehrin katakullilerine aklı ermezdi.

Yüksek binalara bakarken şapkası düşerdi. Gördüklerine hayran olurdu. Karşısına çıkan kızın yüzüne bakarken ağzını toplayamazdı.

Şaban zamanla şehre alıştı. Oturduğu gecekondunun yerine kaçak bir bina dikti, altına da bir dükkân açtı. Akrabalarıyla birlikte siyasi bir partinin yandaşları arasına girdiği için himaye edildi.

Artık kentlilere çekinerek bakmıyordu, eline para geçmişti.

Kentli kızları aşağılıyor, sokakta karşısına çıkanlara amaçsızca kötülük ediyor, ikide bir “Haaayt ulan!” diye bağırıyor, milli maçlardan sonra silah sıkıyordu.

Yüzünden o insani gülümseme silinmiş, tam tersine gördüklerini aşağılayan, hakaret eden bir nefret anlatımı yerleşmişti.

Kentin yeni efendisiydi o ve eski efendileri aşağılama hakkına sahipti.

Böylece Şaban Recep’leşti. Ve Türk toplumu kendi yüzünü Şaban’da değil, bu yeni Recep’te görmeye başladı.

Çünkü Şaban’lar hızla azalıyor, Recep’ler ise her geçen gün artıyordu.

İstanbul’un “kodamanlarını” önüne diziyor ve “Adam olun laaan!” diye bağırıyordu.

***


Bu dönüşümü siyasi bir gelişme sananlar fena halde yanılır. Mesele kültürün değişimidir. Bu toplumun kültürü değişti, başkalaştı.

Şaban’lar Recep’leştikten sonra, kendisine uygun yerel ve genel iktidarları elbette bulacaktı. Bir sonuçtu bu.

Otuz yılı aşkın bir süredir, medya başta olmak üzere birçok kurum “Recep’leşmeyi”, yani lumpenleşmeyi destekledi.

İstanbul’un sözüm ona “elit” leri, gazeteleri ve televizyonlarıyla Şaban’ın Recep’leşmesine müthiş destek verdi.

Aydınlar lumpenlere bayıldılar, onları başlarına çıkardılar.

Müzik müzik olmaktan çıktı, haykırışlar ve böğürtüler haline dönüştü; İstanbul’un görünümü değişti; televizyonlar insan soyuna yakışmayacak rezilliklere açtılar ekranlarını.

Böylece cehenneme giden yolun taşlarını döşemiş oldular.

Siyasi partiler ayrım tanımadan Recep’leşen topluma kucak açtı. Kendileri de Recep’leştiler.

Sonuç ortada. Ey anlı şanlılar!

Bundan sonra bu süreci tersine çeviremezsiniz. Biz size yıllar boyunca bu gözlemleri aktarıp; kültür, değerler, gelenekler falan dedikçe kös dinlediniz.

Şimdi sizi de yutmaya başlayan ve sonunda yok edecek olan yeni toplum hepinize hayırlı olsun.

 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 6/3/2009 - 44 Yer

Kategori: Seyahatname

44 Yer

Kaynaklar : Türkiye Gezginler Kulübü, BBC 50 Places To See Before You Die, 100 Things To Do Before You Die, 1000 Places To See Before You Die, Concierge, Whats on When, Hillman Wonders, National Geographic, Bugbog, GEO, Lonely Planet, Travel & Leisure, Society of American Travel Writers, Fun Also Rises, Condé Nast Traveler, iexplore, Fun Hunter, World-Party, 7 Natural Wonders, Festivals, Wanderlust, DK Eyewitness Guides, UN World Haritage Sites, Baedeker Guides, Essential Guides, Virtual Tourist, Travel Ape, Quid, Theme Park Insider, City Search, Amusement Business Magazine, Time Out Magazine, Rough Guide, Travel Now, Fodors, Epinions, BRT

Hazırlayan : Koray Yeşilada
* :
Editör'ün seçimi

Ölmeden Önce Dünyada Görülecek "44 Yer"

 

·          Londra (İngiltere)

·          Fringe Festival (İskoçya)

·          Pamplona San Fermin Festivali (İspanya)

·          Paris (Fransa)

·          Roma (İtalya)

·          Venedik (İtalya)

·          Oktoberfest (Almanya)

·          Prag (Çek Cumhuriyeti)

·          İstanbul (Türkiye)

·          Kapadokya (Türkiye)

·          Petra (Ürdün)

·          Kahire & Piramitler (Mısır)

·          Luxor (Mısır)

·          Sharm-el Sheik'de Snorkelling (Mısır)

·          Abu Simbel (Mısır)

·          Marrakesh (Fas)

·          Masai Mara Safari (Kenya)

·          Ngorongoro (Tanzanya)

·          Victoria Şelalesi (Zimbabwe) ,

·          Ubut (Endonezya)

·          Borobudur & Prambanan (Endonezya)       

·          Çin Setti & Pekin (Çin)  

·          Shanghai (Çin)    

·          Xian & Terracottalar (Çin)       

·          Hong-Kong (Çin) 

·          Kathmandu & Everest (Nepal)

·          Taj Mahal (Hindistan)    

·          Pushkar Camel Fair (Hindistan)        

·          Angkor (Kamboçya)       

·          Bangkok (Tayland)       

·          Bagan (Myanmar)

·          Kyoto & Nara (Japonya)

·          Kandy Perahera Festival (Sri Lanka) 

·          Sydney (Avustralya)

·          New York (ABD)   

·          Las Vegas & Grand Canyon (ABD)    

·          San Fransisco (ABD)     

·          Tikal (Guatemala)

·          Rio Karnavalı (Brezilya)

·          Iguassu Şelalesi (Brezilya & Arjantin)        

·          Bounes Aires (Arjantin) 

·          Moreno Buzulu (Arjantin)       

·          Cuzco & Machu Picchu (Peru)

·          Trinidad Karnavalı (Trinidad&Tob)


Angkor Wat, dünyanın en büyük tapınağıdır.

Adaylar: Barcelona (İspanya), New Orleans Mardi Gras Festival (ABD), Hanoi (Vietnam)

Gize Platosu'nda Piramitler,
Kahire, Mısır 1998
Fotoğraf: İzzet Keribar
Nil'de Gün Batımı,
Assuan, Mısır 1986
Fotoğraf: İzzet Keribar
Shwedagon Pagodası,
Yangon, Burma, 1996
Fotoğraf: İzzet Keribar
Pushkar'da Sabah,
Hindistan, 1990
Fotoğraf: İzzet Keribar

Monument Valley,
Arizona, ABD 1988
Fotoğraf: İzzet Keribar

 

Ölmeden Önce Türkiye'de Görülecek "44 Yer"

·          Ayasofya                                           

·          Sultanahmet Camii                                        

·          Mozaik Müzesi & 1001 Direk & Yerebatan Sarnıcı                                         

·          Topkapı Sarayı                                              

·          Kapalıçarşı                                         

·          İstanbul Arkeoloji Müzesi                                          

·          Süleymaniye Camii                                        

·          Kariye Kilisesi                                    

·          İstiklal Caddesi                                             

·          Koç Müzesi                                        

·          Miniatürk                                           

·          Eminönü Anadolukavağı Boğaz Turu                                     

·          Ahırkapı Hıdrellez Festivali                                        

·          Boğaziçi Hayvanat Bahçesi                                       

·          Gelibolu Kabakale                                         

·          Selimiye Camii                                   

·          Kırkpınar Festivali                                          

·          Safranbolu                                         

·          Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi                                              

·          Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi                                        

·          Amasya                                             

·          Bergama                                            

      ·      Aphrodisias


Mısır Çarşısı

·          Pamukkale & Hierapolis                                            

·          Efes                                       

·          Bodrum                                              

·          Ölüdeniz                                            

·          Fethiye Körfezinde Mavi Tur (min. 2 gece)                                        

·          Patara                                   

·          Olimpos                                             

·          Aspendos                                          

·          Göreme & Üchisar & Derinkuyu                                             

·          Konya Mevlana Festivali & Müzesi                                        

·          Nemrut Dağı                                      

·          Ayder Yaylası                                     

·          Pokut Yaylası                                     

·          Kafkasör Festivali                                          

·          Sümela Manastırı                                           

·          Ani                                         

·          İshak Paşa Sarayı                                         

·          Antakya Arkeoloji Müzesi                                          

·          Mardin                                   

·          Urfa                                       

      ·          Hasankeyf


Nemrut

       Adaylar: Amasra, Macahel, Antalya                  

Ölmeden Önce 5 Güzel Şehirde Görülecek "22 Yer"

New York

  • Empire State *
  • Central Park
  • Times Square
  • Off-Broadway Show: Blue Man Group, Stomp
  • Metropolitan Museum

Sydney

  • Aquarium
  • Opera
  • Bondi Beach

Bankong

  • Khoa San Road *
  • Grand Palace
  • Wat Pho & Traditional Massage
  • Ch
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 28/2/2009 - A Good Year - (İyi Bir Yıl)

Kategori: DVD

Ridley Scott’un yönettiği ve Russell Crowe, Mitchell Mullen, Marion Cotillard ile Albert Finney’in oynadığı ‘İyi Bir Yıl’ (A Good Year), Özen Film dağıtımıyla gösterime girdi.


Oscarlı Russell Crowe, ‘Gladiator’ filminin yönetmeni Ridley Scott ile ‘A Good Year’ filminde tekrar biraraya geliyor. Londralı bir yatırım danışmanı olan Max Skinner (Crowe) Provence’taki amcasından kalan şarap bağlarını ve evini satmaya gider. Bu gezi hayatında yeni bir dönemi de beraberinde getirecektir.

‘A Good Year’, Peter Mayle’in aynı adlı best seller romanından sinemaya uyarlandı. Kitabın fikri, uzun süredir arkadaşlıkları devam eden Mayle ve Scott’un ortak ürünü.


Filmde Russell Crowe dışında, Max’ın yaşlı amcası rolünde Albert Finney Marion Cotillard (“A Very Long Engagement”), Abbie Cornish (“Sommersault”) , Tom Hollander (“Pirates of the Caribbean: Dead Man’s Chest”) ve Freddie Highmore (“Finding Neverland”) gibi isimler rol alıyor.

FİLMİN ÖYKÜSÜ
Yakışıklı, kendinden emin, burnu havada bir borsacı olan Max Skinner Londra Borsası’nda spekülasyonlar yaparak büyük paralar kazanmaktadır. Son seferinde ise birçok rakibini büyük kayıplara uğratmıştır. Max için en önemli şey kazanmaktır ve hayatta başka hiçbir şeyin kıymeti yoktur!


Büyük zaferinin hemen ardından Max Fransa’da yaşayan büyük amcasının öldüğüne dair üzücü bir haber alır. Henry Amca Max’ın en yakın akrabasıdır ve bütün çocukluğu onun hatıralarıyla doludur.

Max bir yandan eksantrik amcasıyla dolu çocukluk hatıralarını anımsarken, bir yandan da şatoda geçecek bir hayatın nasıl bir hayat olacağı konusunda araştırmalar yapmaktadır.


Londra’da onu bekleyen gelecek değişecek, belki de oradaki her şeyinden vazgeçecektir. Kendi şirketi onu suçlu ve sorumlu addetmiştir.


Max Provence’ın yerlisi olan güzel bir kıza gönlünü kaptırır. Aşk şarap kadar lezzetli ve şarap kadar hızlı kana karışmaktadır.

YAPIM NOTLARI
Yazar Mayle, Provence’ı tanımlarken yılın 300 günü güneş alan bir yer olduğunu hatırlatıyor. İnanılmaz bir ışık, dokunulmamış bir tarih ve muhteşem mekanlar…

Russell Crowe ise mekanlar için şunları söylüyor:
“Provence’ta uyanmak kadar güzel bir duygu yok… Yapım sırasında iki ay boyunca burada yaşadım. Luberon Vadisi dünya üzerindeki özel yerlerden biri. Buradaki ışık Avustralya’dakine büyük benzerlik taşıyor. Gökyüzünde pembe ve portakal rengini gördüğünüz inanılmaz yerlerden biri… Burada çok huzurluydum”


Provence, İsa’dan önce 600 yıllarında Phocaean Yunanlarının yerleştiği bölgedir. Bölgeye ilk adı olan Massalia’yı onlar vermiştir. Daha sonra bu ad Marsilya olarak günümüze Akdeniz kıyısındaki en kalabalık şehrin adı olarak ulaşmıştır. Bu bölgede üzüm yetiştiriciliği ve şarap yapımı ise 2600 yıl önce başlamıştır.

Filmin Künyesi
Ridley Scott (Yönetmen, Yapımcı)
Marc Klein (Senarist)
Peter Mayle (Yazar)
Philippe Le Sourd (Görüntü Yönemeni)
Sonja Klaus (Yapım Tasarımı)
Dody Dorn (Kurgu)
Marc Streitenfeld (Müzik)

Dağıtım: Özen Film

Oyuncular:
Russell Crowe (Max Skinner)
Albert Finney (Henry Amca)
Marion Cotillard (Fanny)
Abbie Cornish (Christie Roberts)
Tom Hollander (Charlie Willis)
Freddie Highmore (Genç Max)

Kaynak:Ntvmsnbc
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 27/2/2009 - Okul kütüphanesi

Eğitim ve kütüphane birbirinden ayrılmaz ve bölünmez kavramlardır. Öyle ki bu iki kavramdan biri yok olduğu zaman diğerinin de yaşaması mümkün değildir. Okul kütüphaneleri tıpkı üniversite kütüphaneleri ve halk kütüphaneleri gibi eğitim sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır. Amerika’da ilköğretim ve liselerde yapılan bir araştırma buna örnek olarak verilebilir. İyi bir kütüphanesi ve kütüphanecisi olan okullarda okuyan öğrencilerin, ülke çapında yapılan standart testlerde okul kütüphanesi olmayan okullarda okuyan öğrencilere göre daha iyi sonuçlar aldıkları görülmüştür.

Günümüzde okul kütüphaneleri sadece ders çalışılan ve ödevlerin yapıldığı hikaye, roman ve diğer eserlerin okunduğu bilgi merkezleri değillerdir. Bu kütüphaneler, bilgi toplumunun bireyi olan öğrencilerin yeni teknolojileri tanımalarını ve başarıyla kullanmalarına imkan sağlayan, okulların öğretim programında belirtilen eğitimsel amaçları destekleyen, öğrencilerin yaşam boyu öğrenme becerilerini kazanmalarına yardımcı olan kurumlardır.

Hızlı gelişen teknoloji ve bilgi toplumu elektronik ortamda bilgiye erişim, elektronik kitap ve dergilerin kullanımının artması, tam metin veri tabanlarının yaygınlaşması ile artık okul kütüphaneleri Kütüphane ve Medya Merkezi olarak, okul kütüphanecileri ise Kütüphane ve Medya Merkezi Uzm
anı olarak anılmaya başlanmıştır. Kütüphane ve medya uzmanı okuldaki herkesle birlikte çalışan, diğer kütüphanelerle bağlantı kuran, okul kütüphanesinin planlamasından sorumlu olarak görevini mümkün olduğunca iyi yapan mesleki uzmanlık niteliklerine sahip görevlidir. Kütüphane ve Medya uzmanı görevlerini yerine getirebilmek için öğretmenler, yöneticiler ve öğrencilerle sıkı ilişki içinde olmalı ve bütün eğitim programlarının içinde yer almalıdır. Kütüphane ve Medya merkezleri elektronik ortamdaki çok çeşitli, karmaşık ve düzensiz bilginin düzenli hale getirilerek sunulmasını, gelişen teknoloji sonucu oluşan kaynakların sadece medya merkezinde değil, sınıflarda eğitim ve öğretim programının içinde kullanılmasını sağlamalıdır.

Yaşam boyu eğitimin ön plana çıktığı, bilgi teknolojilerinin günlük yaşamın parçası haline geldiği bilgi toplumunda eğitimin hedefi, evrensel düşünebilen, etnik ve ulusal sınırlar içinde kalmayan, her türlü bilgiyi, kuralı değeri sürekli sorgulayan, sorunlara çözüm üreten, uzlaşmacı hoşgörülü ve özgürlükten yana olan, boyun eğmeyen insanı seven onların haklarını savunabilen doğayı koruyan demokrasiyi benimseyen, görev ve sorumluluktan kaçmayan, hakkını arayabilen ekip halinde çalışabilen yaratıcı olan bilim, sanat, felsefe ve sporla uğraşabilen, kendini sürekli yenileyip geliştirilebilen, barışı savunan bireyler yetiştirmektir.

Bu bilgilerin ışığı doğrultusunda belirli konuları öğrenme yerine "öğrenmeyi öğrenmek" ve "bireysel öğrenmenin" eğitim sürecinin temelini oluşturduğu okullarda okul kütüphanecilerinin görevi öğrencilere teknolojiyi kullanarak istedikleri bilgiye ulaşmalarının yanında etkili araştırma yapabilme, analiz edebilme, sentez yapabilme ve u
laştıkları bilgileri değerlendirebilmede yardımcı olmaktır.

Kütüphane ve medya uzmanı öğrenciye bilginin değişik yönlerini, kişiye nasıl fayda sağlayacağını öğretmek zorundadır. Bireyler bilgi okuryazarlığı eğitimini en iyi küçük yaşlarda ilköğretim çağında alırlar. Kütüphaneleri besleyen en büyük kaynak öğrencilerin saf, meraklı, herşeyi öğrenmeye ve denemeye açık beyinleridir.

Öğretmenler ve kütüphaneciler genç beyinlere bu yaşta bilgileri damıtarak
aktararak bilgi okuryazarı bireylerin yavaş yavaş büyümesine ve gelişmesine zemin hazırlarlar. Bilgi okuryazarı olan öğrenciler bilgiye ne zaman ihtiyaç duyacaklarını bilgiyi nereden bulacaklarını ve nasıl kullanacaklarını bilen kişilerdir.

Okul kütüphanelerinin günümüzde en büyük savaşı internetle olmaktadır. Yüzyılın harikası olarak anılan internet dünyada ve Türkiye’de hızla yayılırken kütüphaneler de bu değişimin dışında kalmamaya çalışmaktadır. Internet varken internette bu kadar çok bilgi varken okul kütüphanelerine hala ihtiyacamız var mı? sorusuna cevabımız evettir. E-maillerimiz var ama hala telefonla konuşuy
oruz ya da kişisel bilgisayarlarımızda hepimizin hesap makinaları var ama bir muhasebe bölümüne ihtiyaç hala duyuyoruz, dil sözlüklerimiz var ama yine de Türkçe, İngilizce öğretmenlerine ihtiyacımız var. Hala kütüphanecilere ihtiyacımız var. Çünkü ""herşey"" internette yoktur. Google gibi arama motorları elektronik kütüphane kurma yolunda adımlar adımlar atmış olsalar bile internet üzerindeki yayınların geçmişe dönük kopyalarına ulaşmak halen çok zordur. Internet aynı konuda binlerce yere yönlendirir, seçim yapmaz, en doğru bilginin hangisi olduğunu veremez. Internet bir bilgi dağıdır eğer rehberiniz varsa bu dağa tırmanmak çok daha kolay olacaktır. Burada rehber kütüphanecilerdir. Okul kütüphanecilerin görevi bu bilgi dağına tırmanan öğrencilere yol göstermektir. Kütüphaneciler, öğrencilerin doğru bilimsel, açık, standart bilgiye ulaşmalarını sağlar.

Bir öğrencinin gözüyle okul kütüphanesi:
• Okul ödevlerimi yaparken zamandan tasarruf sağlar.

• Zamanında ödevimi tamamlamama yardımcı olur.
• Ödevimi yaparken güzel bir çalışma ortamı yaratır.
• Bilgiyi kullanırken güçlü ve zayıf yönlerimi öğrenmeme yardımcı olur.
• Etrafımda dönen dünya hakkında fikir verir.
• Çeşitli fikirler üretirken güvenli bir ortam sağlar.
• Amaçlarımı ve planlarımı oluşturmada yardımcı olur

Sonuç olarak; eğitimi destekleyen kütüphaneler yoksa ya da onların kolleksiyonu öğrencilerin kendilerini geliştirecek, onların başarılarını destekleyecek nitelikte değilse, insanların okuma yazma becerilerini geliştirmeleri ve araştırma ve geliştirmeye katkılarını beklemek güçtür.

Ülkemizde bir tarafta hala yazı yazmak için daktilo bulamayan, katalog kayıtlarının ilkel yollarla çoğaltıldığı okul kütüphaneleri bulunurken, diğer tarafta en yeni teknolojileri uygulayan ve internet aracılığıyla dünyanın herhangi bir yerindeki bilgi merkeziyle bağlantı kurabilen okul kütüphanelerini beraber yaşıyoruz. Dileğimiz ve hayalimiz ülkemizin bütün illerinde, ilçelerinde ve köylerinde modern, teknik donanıma sahip okullar ve okul kütüphaneleri görebilmektir.
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 22/2/2009 - Via Ferrata İtalyanca “demirden yol” anlamına geliyor...

Kategori: Hayata Dair

Tatili bir maceraya dönüştürmek isteyenler sıradışı yollara başvuruyor. Bunun için yüksek miktarlarda para harcayanlar gibi hayatlarını tehlikeye atanlar da var. İşte dünyanın dört bir yanından heyacanın peşinden koşan insanlar...

Dubai’nin, yedi yıldızlı oteli Burj Al-Arap, lüks hizmetiyle hayal gücünü oldukça zorluyor.


Burj Al-Arap’ta bir gece konaklama bedeli bin dolar. Otelin, tepesindeki tenis kortunu görmek için ise yüz doları gözden çıkarmak gerekiyor. Tabi metrelerce yükseklikte tenis oynamak ve manzaraya karşı spor yapmak elbette tarif edilemez.

Amerika Las Vegas'ta bulunan bu eğlence parkı diğerlerine hiç benzemiyor.

350 metre yükseklikte yerçekimine meydan okuyarak gökyüzünde süzülebilirsiniz.

Otel ve casino olarak hizmet veren Stratosphere Las Vegas'ın 2 bin 444 odası ve 7 bin metrekarelik casino alanı bulunmaktadır.

Atlantik Okyanusu'ndaki Hollanda Antileri'nden Sint Maarten'in Princess Juliana Havaalanı ve hemen sınırındaki plaj dünyanın en ilginç yerlerinden birisi.


Dev uçakların indiği alanı ayıran tel örgünün 10 metre ilerisinde insanlar denize giriyor.

Turistler uçaklar inerken hatıra fotoğrafı çektiriyor...

Yeryüzünün en etkileyici doğal oluşumlarından biri olan Arizona 'Büyük Kanyon'unda heyecan dolu bir yürüyüş gerçekleştirebilirsiniz.

Bin 300 metre yükseklikte inşa edilen "u" şeklindeki camdan köprü, ziyaretçilerin Büyük Kanyon üzerinde yürümeyi mümkün kılıyor.


120 kişi kapasiteli köprünün inşasında yaklaşık 500 bin ton çelik kullanılmış.

Çölün ortasında kayak yapılmaz demeyin. Dubai'de bulunan yapay kayak pisti bu düşüncenizi yıkıyor. Artık bu şehre giderken, yanınıza hem mayonuzu hem de kayak kıyafetlerinizi götürün.

Ski Dubai, üç futbol sahası büyüklüğünde bir kapalı alan ve bin 500 kişiyi ağırlayacak kapasiteye sahip.

Çeşitli seviyelerde pistleri bulunan ve en uzun pisti 400 metre olan Ski Dubai’de jet motorlar 6 bin ton gerçek kar üretip, insan yapımı yamaçlara püskürtüyor. Ski Dubai’de, çeşitli zorluk derecelerine göre beş farklı pist var.

Endonezya’nın başkenti Jakarta’daki bulunan Seaworld (Deniz Dünyası), akvaryumunda sıradışı görüntülere tanık olabilirsiniz.

Güneydoğu Asya sularında ve Büyük Okyanus’ta yaşayan binlerce deniz canlısına ev sahipliği yapan Seaworld, turistlerin Endonezya’da en çok ziyaret ettiği mekanlardan biri.

Tropik bir tatil için Avrupa dışına çıkmanıza gerek yok...


Zira bu devasa hangarın içerisinde tam bir ekosistem mevcut...


Berlin'e 1 saat uzaklıktaki bu Hangarın içerisinde bir yüzme havuzu, bir plaj, bitkiler, şelaleler yer almakta.


İtalya Dolomitler'de bulunan "Via Ferrata" dağcılar için unutulmaz bir macera sunuyor.

Via Ferrata İtalyanca “demirden yol” anlamına geliyor.

Tarihi kaynaklara göre, Birinci Dünya Savaşı'nda İtalyan ve Avusturya orduları, bu bölgede büyük bir çatışmaya girişmişler. Sonunda dümdüz dağ duvarlarından orduları sürekli hareket ettirmeleri gerekmiş ve dağlardaki bu demirden yollar hazırlanmış.

Japonya'daki Okinawa Churaumi Akvaryumu'nda dev vatoz balıklarıyla göz göze gelebilirsiniz.




Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 22/1/2009 - Milliyet ve tüm gazeteler bunu hep yapıyor... İmla=0

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 21/1/2009 - Güvensizlik...

Erkek milletini ezmeden yazacağıma söz ver-m-iyorum.

Klasik erkeklerrr… Hepsi birbirinin aynıdır erkeklerin. Pimpiriklilikten değil canım, klasik güven problemleri vardır. Enteresan diyaloglarla saçımızı başımızı yoldurtan erkek miktarı giderek artmaktadır. Aslında güvenirler kadınlara.

Sanmayınız ki kadınlar ihanete uğradığı zaman yıkılıyor da erkeklere bir halt olmuyor. Yalan! Hem de neler oluyor neler! (Yazması bile zevkli yahu) Erkekler sanılandan daha çok gaddarlık ediyor kendilerine. Kadınlar kendilerini eve 3-5 gün kapatıyorsa, erkekler kalplerini sayısız zamanca kapatıyor yeni bir aşka. Sürekli tetikte gezen nice erkekler var bu tip vurgunları yaşayan. Aldatılmış erkek psikolojisinde yeni bir kadına yer var ama güvenmeye yer yok. Milyonlarca soru girer devreye. Niye, nasıl, kiminle, nerede, niçin, vs… Aldatılmayı gururuna yedirememiş erkeğin klasik “ya tekrar başıma gelirse” sorunsalı başlamıştır artık. Ya bir kadın ne yapar? Ya çıngar çıkarır, ya kafasını yastıklara gömer ağlar ya da kendini kalabalığa vurur. Ama erkek öyle değildir. Aşkından da ölse ihaneti kabullenemez. Kimi zaman gururuna yenik düşen bir kadın en büyük ihaneti bile aşkı uğruna görmezden gelmektedir. Nasıl yani?!!??!

Erkeklerin güven sorunu en diplerde kendinde başlamaktadır aslında. ‘Ya yeterli gelmezsem’, ‘ya mutlu edemezsem’, ‘ya hata yaparsam’, ‘ya eksik kalırsam’ ve benzeri gibi içsel replikleri arttırmak mümkündür. Öyle değildir işte gerçek olan.

Sen kadına yetersiz geldiğin için aldatmıyor seni kadının be adam! Asık suratın, soğuk tavırların, konuşmayan ağzın için aldatıyor. Sevimsizliğin için, ilgisizliğin için, buz gibi gözlerin için aldatıyor. Artık tutuşmayı unutan ellerini eski yerinde göremediği için, aramamaya yemin etmişçesine çalmayan tel.ine isyan için, en güzel anıları unutupta umursamaz tavırlara girildiği için aldatıyor. iyi de yapıyor…

Sen bir hiç gibi davranırken iyi de, kadın başkasından bir gram ilgiye muhtaç kaldığı zaman vah vah öyle mi? Hiç vahlanmayınız erkek milleti.

Böyle devam edilirse aldatılmanın sonu gelmez. Siz de üzerinizdeki bu ağır hikayeyle bir ömür yaşamak ve ”güvensiz erkek” damgasını yemiş olursunuz.

Bir erkek bilse ki aslında kadını ona sıkı sıkı sarılmıştır ve ona muhtaçtır ve onu sevmektedir ve onsuz yapamamaktadır ve onu hep istemektedir, erkeğin kendisine güveni tam olacaktır ve derbeder günler yaşanmayacaktır…

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 4/1/2009 - TÜRK LİRASI BANKONOTLARININ GÖRSELLİĞİ ÜZERİNE

TÜRK LİRASI BANKONOTLARININ GÖRSELLİĞİ ÜZERİNE

Ali Pekşen


" (...), hiç kaybolmamış Oğuz hatıralarının ideolojik yeniden-üretimlerini, ve ikincil bir sivriltmeye uğratılmış eski Oğuz soylularının (...) devlet mekanizmasından dışlanması sürecinin ön hazırlığında, Osmanlı kendi Kayı'lığını vurgulayacak, para ve silahlara Oğuz damgası vuracaktır."
Ümit Hassan 1



Bu çalışma, Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin 1927 yılında çıkardığı ilk banknottan (Bir Türk Lirası), 2001 yılında çıkardığı son banknota (Yirmi Milyon Türk Lirası) kadar tüm banknotlarda kullandığı görsel malzemeleri ve tasarımları, tür, renk, içerik açısından karşılaşatırmalı olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Kullanılan görsel malzemelerin seçimiyle, dönemin iktidarları, onların politikaları ve ideolojileriyle bir paralellik olup olmadığı; hem tasarım açısından hem de bu tasarımda kullanılan görsel malzemeler açısından bir geleneğin oluşup oluşmadığı, cevap bulmaya çalıştığımız temel sorular olmuştur.

Bir para türü olarak banknotun2 , modern dünyamızda ekonomik anlamda bir değişim ve kıymet ölçüsü olarak yaygın kullanımının ve dolaşımının yanısıra, hukuki anlamda resmi bir belge olması ve meşru bir siyasi iktidar tarafından çıkarılabilmesi nedeniyle o iktidarı halk nezlinde temsil ettiği söylenebilir. Bu temsiliyetin sadece ülke içi olmadığı, uluslararası bir buyutunun da bulunduğunu hemen ekleyelim. Aslında devletin bu temsiliyet dolayısıyla halkla (tek yönlü) bir iletişim kurma kanalına, başka bir değişle bir propoganda kanalına sahip olduğu da düşünülebilir. Bu çalışma tam da bu anlayışla, devletin tedavüle çıkardığı banknotlar aracılığıyla, daha doğrusu bu banknotlarda tercih ettiği görsel malzemelerle ve tasarımla, bellirli bir düşünceyi, ideolojiyi ya da mesajı halka ilettebileceği önkabülünden hareket etmiştir. Türkiye'de ekonomik enflasyona paralel bir banknot enflasyonu olduğu, 1927'den 2001'e tedavüle çıkarılan banknotlarda rakamlarla birlikte, bazı tasarım unsurları hariç kullanılan görsel malzemenin ve tasarımın da durmadan değiştiği, pek çok ülkeden farklı olarak (bütünsel bir tarz oluşturma anlamında) bir banknot geleneği yaratılamadığı hatırlanırsa, bu "iletişim kanalı", ülkemizde, görsel kültür açısından incelemeye değer bir mesele olarak durmaktadır.

Üstelik iktidarın yeni sahibi AKP, 1 Ocak 2005'ten itibaren banknotlardaki 6 sıfırı atıp Yeni Türk Lirası'na geçme kararı aldı. 1.000.000 TL. 1 YTL.'ye eşitlenecek; en küçük para birimi 1 Yeni Kuruş, en büyük para ise 100 Yeni Türk Lirası olacak. Birinci aşamada şu an kullanılan TL.'ler ile YTL 2005 yılının sonuna kadar beraber kullanılacak, 2006 yılından itibaren ise tamamen yeni paraya geçilecek. Fakat yasa aynı zamanda YTL.'den TL'ye yeniden geri dönme yetkisi de tanıyor. Yani ikinci aşamada 2006 yılından sonraki bir tarihte, 'Türk Lirası' ibaresinin yanına konulan 'Yeni' ibaresi kaldırılacak ve TL. Yeniden kulanılmaya başlanacak. Her ne kadar ilk aşamada banknotların tasarım olarak değişmeyeceği söylense de, bu karar, uzun vadede paralarımızda görsel olarak da bir değişim yaşanabileceği anlamına geliyor. AKP'nin önündeki tarihi fırsatı kaçırmayacağı ve ne yazık ki paralara kendi 'damgasını' vuracağı söylenebilir. Siyasal İslamı temsil eden bir iktidarın banknotları şekillendirecek olmasından geçmiş deneyimler nedeniyle açıkcası tedirginlik duymaktayız. Bu dönemecin hemen öncesinde, Türk Lirası banknotlarının görselliği üzerine yürütülecek bir tartışma daha da gerekli hale geliyor.

Banknotların Görselliğine Genel Bir Bakış

Paranın üzerine yerleştirilen görsel malzemelerle bir tür "siyasi propaganda" aracı olarak kullanımı tarihsel bir olgudur. Üzerinde imparatorların portreleri, Roma kartalı, savaş gemisi, vb. olan Roma İmparatorluğu'nun iktidarının sembolü demir paralardan, İngiliz kraliyet simgeleriyle dolu, sömürgelerde basılmış Büyük Britanya paralarına ve her yeni padişah ile değişen Osmanlı İmparatorluğu'ndaki sikkelere, paranın serüveni pek de farklı değildir. Her yeni imparator, kral, hükümdar, padişah, devlet başkanı, hükümet, kendisini (iktidarını) hatırlatan ve simgeleyen parayı başmıştır.


50 'guruşluk' Osmanlı Kaimesi

Cumhuriyet dönemi banknotlarına geçmeden önce, Osmanlı dönemi paralarına kısa da olsa yakından bakmak yerinde olacaktır. Tanju Demir, Anadolu Selçukluları ve Anadolu beylikleri döneminde, az sayıda örneğine rağmen Türk hükümdarlarının paralarda simgesel resimlerinin çok uzun süre kullanılmadığını ve geleneksel İslami sikke biçimine dönüldüğünü belirtir.3 Şüphesiz bu duruma resmi İslam anlayışında resmin yasak olması yol açmıştır. Cumhuriyetin ilk Türk Lirası banknotlarına kadar paralarda resim görmek mümkün olmayacaktır. Geleneksel İslami biçim, Demir'in belirttiği gibi, hükümdarın tanıtıldığı bir ön yüz yazısından ve genellikle kelim-i şahadetin yer aldığı arka yüzden oluşmaktadır. Osmanlı paralarında "portrenin yerini 'tuğra-yi garra' adı verilen, padişahın ve babasının isminin 'el muzaffer daima' ibaresiyle harmanlanmış hali olam grift yazı kümesi" tutmuştur. Demir, Osmanlı Devleti'nde paranın propaganda amacıyla kullanımına rastlanmadığını ileri sürer. Bu yorumuna katılmak mümkün değil. Arka yüzü sabit kalan paraların ön yüzündeki saltanatı simgeleyen "tuğra-yi garra"nın tahta çıkan her padişahla birlikte değişmesi ve eskilerin geçersiz olması (yani 'tecdid-i sikke' 4) propoganda değil de nedir ki?


5 Liralık Osmanlı kaimesi

Kırım Savaşıyla birlikte kullanımı yaygınlaşan Osmanlı banknotu kaimenin ön yüzünde yine tuğra yeralmakta, üzerindeki yazılarda da kağıt paranın çıkarılılış amacı anlatılmakta, bu nedenle birer bonoya benzemektedirler.

Bu noktada önemle vurgulanması gereken nokta, Cumhuriyet'e değin çıkarılan kağıt paralarda bilgi vermeye yönelik tipografik elemanlar ve süsleme amaçlı desen ve motifler hariç, bu gün kullanılan portre, manzara, resim, vb. gibi görsel malzemeye yer verilmediğidir.

Türk Lirası Bankonotlarına Genel Bir Bakış

Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk banknotu 1927 yılında Osmanlı Bankası tarafından tedavüle çıkarılmıştır. 1930'da T.C. Merkez Bankası'nın kuruluşundan sonra banknot çıkarma yetkisi bu bankaya devredilmiştir. Merkez Bankası özerk bir yapıya sahip değildir, hiyerarşik olarak hükümete bağlı bir bankadır. Dolayısıyla hazırladığı bir banknotu ancak başbakanlıktan onay aldıktan sonra tedavüle sokabilmektedir. Bu onay mekanizması banknotları tasarım açısından iktidarın yönlendirmelerine açık tutmaktadır. Banknotların fiili olarak basımından ise, Merkez bankası bünyesindeki Banknot Matbaası5 Genel Müdürlüğü sorumludur. Ancak bu müdürlüğün 1957 yılından sonra banknot basımına başladığını, o tarihe kadar ise banknotların yurtdışında, önceleri İngiltere'de (1920'li ve 30'lu yıllar), sonraları Almanya ve Amerika'da (1940'lı yıllar) bastırıldığını görmekteyiz.6

1927'den günümüze 75 yılda 59 değişik banknot tedavüle çıkartılmıştır. Aynı banknotun değişik renklerini de hesaba katarsak bu sayı 73'e ulaşmaktadır. Her yıl bir yeni banknotu tedavüle sokmak demektir bu. 1927-1981 arası aynı değerde banknotlar çıkartılır, rakamlar değişmez: 1, 2,5, 5, 10, 50, 100, 500, 1.000 TL. Ancak 1981 yılından itibaren ülkedeki ekonomik enflasyona paralel olarak banknotlar üzerindeki rakamlar değişmeye, sıfırlar başdöndürücü bir hızla artmaya başlar: 5000 (1981), 10.000 (1982), 20.000 (1988), 50.000 (1989), 100.000 (1991), 250.000 (1992), 500.000 (1993), 1.000.000 (1995), 5.000.000 (1997), 10.000.000 (1999) ve son olarak 20.000.000 (2001)7. Bol sıfırlı yeni banknorlar tedavüle sokulurken eskileri de yavaş yavaş tarihe karışır.

Bütün bu benzer ya da değişik değeredeki banknotlar yedi emisyon dönemi boyunca belirli sayıdaki seriler halinde tedavüle sokulmuş, genellikle her yeniden basımda veya her yeni değerde, görsellik ve tasarım da değişmiştir. Hemen belirtelim ki, kullanılan görsel malzemelere bakıldığında, bunların seçiminde belirli bir politikanın olduğunu iddia etmek, yani ilk emisyon grubundan günümüze dek sürdürülen tutarlı bir tercihler silsilesinden bahsetmek mümkün görünmüyor. Türkiye'deki genel siyasal ve ekonomik istikrarsızlığa benzer bir istikrarsızlıktan bahsedilebilir. Emisyon dönemleri arasında bir kanbağı ve akrabalık yakalamak imkansız gibi. Dünya da ise farklı uygulamalara rastlamak mümkün. Örneğin Almanya'da, ikinci Dünya Savaşı'ndan sonra basılan banknotlar günümüzde yerini Euro'ya bırakana dek sadece bir defa değişmiş, ancak bu değişim bile bir kopuş şeklinde olmamış, yeni ve eski banknotlar arasında tasarım ve görsellik açısından kanbağı sürmüştür. Ayrıca kullanılan görsel malzemeye baktığımızda çok açık ve süreklilik arzeden bir gelenekle ve politikayla karşılaşıyoruz. Tüm banknotlarda görsel malzeme olarak, Dünya bilim ve kültür hayatına katkıda bunulduğu düşünülen Alman yazar, bilim adamı, mimar, müzisyen, doktor vb. kullanılmıştır.8 Örneğin (1000 M'de) Grimm masallarının yazarları Wilhem (1786- 1859) ve Jacob Grimm (1785- 1863), (500 DM'de) doğabilimci Maria Sibylla (1647- 1717), (100 DM'de) compositör Clara Schumann (1819- 1896). Hepsinin tarihi kişilikler olduğunu, politik boyutun değil kültürel boyutun ön planda olduğunu teslim etmeliyiz. Bunu özellikle bizim banknotlara gönderme yaparak söylüyoruz. İlerde göreceğim üzere, 80'li yıllarda çıkarılan bir dizi banknottta kullanılan tarihi kişilerin seçiminde, yukarıda örneklemeye çalıştığımız zihniyetten farklı olarak, ideolojik bir kuşatmayla karşı karşıya kalacağız.

Görsel malzeme olarak Atatürk banknotlarımızda önemli bir yer tutar. Banknotların ön yüzünde kısa bir dönem kullanılan İnönü resimleri hariç daima Atatürk resimleri kullanılmıştır. Banknotlarımızın (ideolojik) demirbaşı olarak Atatürk resimleri çoğunlukla sağa yada ortanın sağına yerleştirilmiştir. Yanlızca 10 milyonluk banknotta Atatük'ü solda görüyoruz. Yine heykelleri dışında hep sivil giyimli Atatürk tercih edilmiştir. 6. emisyon dönemine kadar hep ciddi ve sert bakışlı Atatürk resimleri kullanılılır. Bu emisyon grubunun 3 banknotu olan 5, 10 ve 20 TL.'lerde ilk defa gülümseyen reimleriyle karşılaşırız. Ayrıca Atatürk resimlerinin özellikle 1990 sonrasında büyümeye başladığını belirtmemiz gerekir.

Banknotların üzerinde en çok Ankara (% 48) ve İstanbul (%22) kentleri görülür. Karşımıza çıkan diğer kentler Edirne, Konya, İzmir, Antalya, Çanakkale, Akyon, Ağrı, Sivas, Sakarya ve Urfa'dır.

Yeşil (%27.4) ve kahverengi (%23,8) rengin yaygın kullanımı göze çarpmaktadır. En çok kullanılan diğer renkler kırmızı, mor, mavi ve menekşe rengidir. Ayrıca eflatun, gri, sarı, kremit rengi, portakal, bej, pembe renklerine de rastlamak mümkün.

Resimlerin türüne gelince, cansız varlıklar (%75) canlı varlıklardan (%25) daha fazla kullanılmıştır. Yani insan ya da hayvan yerine binalar, ve bizim yapı olarak nitelendirdiğimiz anıtlar, kaleler, hisarlar, barajlar ve köprüler tercih edilmiştir. Cansız varlıkların kullanımını kendi aralarında sınıflandırırsak, %34 ile yapılar ilk sıradadır; onu %24 ile manzara ve % 17 ile bina resimleri izlemektedir. En çok kullanılan bina ve yapılar Merkez Bankası, TBMM ve Ankara Kalesi'dir. Boğaz manzarası da sık kullanılır. Resimlerde görülen canlıların çoğu insandır (%74), diğerleri ise (iki defa olmak üzere) kurt, keçi ve (bir defa olmak üzere) güvercindir.

Bundan sonraki bölümlerde banknotlar çıkarıldıkarı emisyon gruplarına göre değerlendirilecektir. Bu değerlendirme yapılırken bir yandan her grubun kendi özellikleri incelenmeye hem de diğer gruplarla karşılaştırılmaya çalışılacaktır.


(Banknot 1)
9

Atatürk Dönemi Banknotları: Birinci Emisyon Grubu (1927- 193910)

Bu emisyon grubu genç Türkiye Cumhuriyet'in ilk banknotlarını oluşturur. Banknotlardaki görsel malzeme tercihinin dönemin iktidarı ve onun politik ve ideolojik tercihleriyle birebir ilintili olduğunu belirtmeliyiz.

1, 5, 10, 50, 100, 500 ve 1000 TL. olmak üzere 7 adet farklı banknot tedavüle çıkartılmıştır. Serinin ilk 3 banknotunda, gizli olanın dışında Atatürk resmi kullanılmamıştır. Belirtmek gerekir ki, günümüze dek bu üç banknot dışında üzerine Atatürk resmi olmayan başka hiç bir banknot basılmaz. 500 ve 1000 TL.'de ise bir yüzünde ve sağ tarafta sivil bir Atatürk resmi görülür. Bu resim hepsinde aynıdır. Ayrıca paraların arka ve ön yüzlerinde aynı renkler kullanılmıştır.

Cumhuriyetin ilanının üzerinden henüz dört yıl geçmiştir. Henüz harf devrimi yapılmadığından, banknotlarda Latin harfleriyle birlikte Arap harfleri de kullanılmıştır.

1927 yılında çıkarılan 1 liralık banknotun arka yüzünde Büyük Millet Meclisi'nin ilk binası ve onun önüde karasabanla çift süren bir köylü görünür. (Banknot 1) Bu görsel düzenleme Atatürk'ün "Köylü milletin efendisidir" sözüyle uyum içindedir. "Türkiye'nin hakiki sahibi, hakiki müstahsil olan köylüdür. O halde herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstahak ve layık olan, köylüdür. TBMM hükümetinin iktisadi siyaseti, bu asli gayeyi istihsal etmeye matuftur."11 Ön yüzünde de eski başbakanlık binası vardır. Genç Türkiye Cumhuriyeti meşruluğunu sağlama çabasındadır. Hem kendisini hatırlatır hem de köylünün (halkın) yanında, köylüden yana olduğunu vurgulama çabası içinde gibidir.

(Banknot 2)

(Banknot 3)

Dönemin Türklük tezleri de 5 ve 10 liralık banknotlara yansımış gibidir. 5 liralık banknotta ön yüzün ortasında ve 10 liralık banknotta yine ön yüzün sağ tarafında (sonradan Atatürk'ün, kısa bir süre de İnönü'nün yerleşeceği yerde) Kuvvayi Milliye ordusunun şapkasında kullanılana benzer ay yıdızın çerçevelediği, arka fonunda Ankara Kalesi'nin görüldüğü, koşan bir kurt resmi çıkıyor karşımıza. Yoğun ve başarılı sembol kullanımı dikkat çekicidir. (Banknot 2) Banknotlarda Atatürk resmi görülmese bile onu temsilen bozkurtun kullanıldığı düşünülebilir. Türk efsanelerindeki Türk ulusunu yok olmaktan kurtaran, ona yol gösteren kurtla Atatürk özdeşleştirilmekte ve fakat TBMM'ne de vurgu yapılmaktadır.

Yine bu üç banknotta, diğerlerinden farklı olarak, yukarıda bahsedilen görsel malzemenin yanında yanlızca Ankara'dan görüntülere yer verilmiştir: Başbakanlık binası, ilk TBMM binası, Ankara Kalesi ve Ankara'da bir köprü. Ankara Kurtuluş Savaşı sırasında önemli bir merkezdi. Yeni cumhuriyetin ise yeni başkenti olmuştur. Ankara resimlerinin bu yoğun kullanımı bu kentin yeni Başkent oluşuna ya da başkent olarak seçimine bir gönderme olarak okunabilir. Hatırlanacağı gibi, o dönemde başkent olarak Ankara'nın tercih edilmesi kimi kesimlerce eleştirilmiş, İstanbul'un daha uygun olduğu görüşleri dile getirilmişti. Banknotlardaki Ankara tercihi ile hem bu kentin başkent olarak seçimine vurgu yapıldığı hem de bahsedilen eleştirlere bir yanıt verildiği söylenebilir. Serinin diğer paralarındaki görüntülere bakıldığında bu tercih daha da anlamlı hale gelir: 50 liralık banknotta Afyon'dan bir görüntü ve 500 liralık banknotta Sivas'tan bir görüntü. Her iki kentin de Kuruluş Savaşı sürecinin önemli kentleri olduğunu hatırlatmaya sanırız gerek yoktur.


(Banknot 4)

Bu emisyon grubunun en büyük parası olan 1000 liralık banknotta demiryolu görüntüsüne yer verilir. (Banknot 4) Atatürk döneminde büyük bir demiryolu hamlesi gerçekleşir. Yanlızca 1923-1930 yılları arasında, hiç bir dış yardım alınmadan toplam 2300 km. demiryolu inşa edilir. 1938'e geldiğimizde bu rakam 3578 km.'ye ulaşır. Bu tarihten günümüze dek yanlızca 80 km. demiryolu yapıldığı hatırlatılırsa bu demiryolu hamlesinin büyüklüğü daha da iyi anlaşılır. Demiryolu resminin bu grubun en değerli parasında kullanılması bu açıdan manidardır.

Son olarak günümüze kadar devam edecek olan bir tasarım özelliği, belki de tek ortak özellik şimdiden yerleşmiş gibidir: İslami ve Osmanlı motifler ve süslemeler ağırlıktadır; o mimari anlayışı yansıtan sütun, sütun başları vb. çeşitli öğeler kulanılmıştır. Ayrıca Atatürk'ün banknotların ön yüzünün sağ köşesine yerleştirilmesi de günümüze dek devam edecektir.

Geçiş Dönemi Banknotları: İkinci Emisyon Grubu (1937- 195212)

50 Kuruş, 1, 2,5 (iki buçuk), 5, 10, 50, 100, 500 ve 1000 TL. olmak üzere 11 adet farklı banknot tedavüle çıkartılmıştır.

Merkez bankasının çıkardığı ilk banknotlar olan ikinci emisyon grubu bellirli bir çizgisi ve tarzı olmayan bir banknot grubunu oluşturuyor. İlk emisyon grubuna ait kağıt paralar 1939'a kadar tedavülde kaldığından dolayı, bu dönem en fazla sayıda değişik paranın aynı anda tedavülde olduğu dönemlerden biridir denilebilir. Harf devrimi yapıldığından paralardaki Arap harfleri kalkar ve tamamen Latin harfler kullanılmaya başlanır. Sivil Atatürk resminin paranın ön sağ tarafında kullanımına devam edilir. Ancak ilk defa Atatürk dışında bir kişinin yani İnönü'nün resmine yer verilir. Aynı paranın hem Atatürk resimlisi hem de İnönü resimlisi (500 ve 1000 TL.) tedavüldedir. Bu ikili kullanım Atatürk döneminden İnönü dönemine geçisi simgeler gibidir. (Banknot 5 ve 6)


(Banknot 5) (Banknot 6)

1944 yılında tedavüle çıkan İnönü resmli 50 kuruş ilk ve tek 50 kuruşluk kağıt paradır. Aslında bu parayı üçüncü emisyon grubunda değerlendirmek gerekir. Çünkü bu paradaki tasarım üçüncü gruptaki bir seri kağıt parada kullanılacaktır.


(Banknot 7) (Banknot 8)

Paraların arka ve ön yüzünde aynı renklerin yanısıra farklı renkler de kullanılmaya başlanmıştır. Örneğin 5 liralık kağıt paranın ön yüzü mavi iken arka yüzü yeşildir. (Banknot 7 ve 8) Resimlerde Ankara kenti yine ağırlıktadır. Onun dışında İstanbul ve Çanakkale'ye yer verilmiştir.


(Banknot 9) (Banknot 10)

Kullanılan görsel malzemeye baktığımızda, ilk grupta karşımıza çıkan dönemle ilişkili olma, onu yansıtma özelliğinden ikinci emisyon grubunun tüm paraları için söz etmek mümkün görünmüyor : Merkez Bankası, Boğaz manzarası, Ulus Atatürk Anıtı, Ankara Kalesi, Ankara keçisi, Çanakkale Boğazı, Rumeli Hisarı ve Ankara'daki Güven Park'tan iki değişik görüntü. Ankara'ya ilişkin resimler yine ağırlıktadır. Merkez Bankası resminin kullanımını bankanın yeni kurulmuş olmasına bağlanabilir. Ulus Atatürk Anıtı'nın kullanımı da Atatürk'ün ölümüyle ilişkilendirilebilir. Banknotların ön yüzünde İnönü resimlerinin kullanılmaya başlamasını da geçiş döneminin bir yansıması olarak değerelendirilebilir. Ancak diğer görsel malzemeye ilişkin anlamlı bir okuma yapmak zor görünüyor. Örneğin neden Güven Park resmi iki defa kullanılıyor? Ankara Kalesi neden yeniden gündeme geliyor? Rumeli Hisarı, Boğaz manzarası, Ankara keçisi vs. neden kullanılıyor? Bu tercihlerin bir anlamı var mı?


(Banknot 11) (Banknot 12)

Bizce bu görsel malzeme seçimi, olsa olsa, banknot üzerinde kullanılan resimler konusunda bir sıkıntı yaşandığını gösterir. Görsel kültürümüzün 'az gelişmişliğinin' bir göstergesi olarak okunabilir. İşte bu noktada, çalışmamız boyunca gündeme gelecek olan yaklaşımızdan birisi ortaya çıkıyor: Türk kağıt paralarında genel olarak başarılı ve yaratıcı bir görsel malzeme kullanımından bahsetmek mümkün görünmüyor. Bu da görsel kültürümüzün fakirliğinin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.

Milli Şef'in Banknotları: Üçüncü Emisyon Grubu (1942-1953) ve Dördüncü Emisyon Grubu (1947-1952)13

2,5 (iki buçuk), 10, 50, 100, 500 ve 1000 TL. olmak üzere 7 adet farklı renkte banknot tedavüle çıkartılmıştır. İlk defa bir kağıt paranın (50 TL.'nin) değişik renkte versiyonu basılmıştır. Paraların tamamına bakıldığında belirli bir rengin egemenliği söz konusu değildir. Neresi olduğu belli olmaya resimlerin dışında sadece Ankara (üçüncü emisyon grubunda) ve İstanbul (dördüncü emisyon grubunda) kenti gündeme gelmiştir.

Üçüncü ve dördüncü emisyon dönemi İnönü'nün "Milli Şef" olarak iktidarda olduğu, tek parti döneminin devam ettiği, 2. Dünya Savaşı'nın yaşandığı sıkıntılı yıllara ve sonrasına denk gelir.14

Bu grubun en önemli özelliklerinden birisi, paraların ön yüzünde sadece sivil İnönü resmine yer verilmesi, ve Atatürk resminin kullanılmamasıdır. Ama hemen belirtelim ki, Atatürk resimli paraların hiç tedavülde olmadığı bir dönem olmamıştır. İnönü'nün "Milli Şef" olduğu bu dönemde, Atatük resimli paralar basılmayıp sadece İnönü resmi banknotlarda kullanılmış olsa bile, eski emisyon döneminden kalma Atatürk resimli paralar hâlâ tedavüldedir. İnünü resimli kağıt parala ise, 1953'te, Demokrat Parti döneminde, bu emisyon grubundaki paraların tedavülden kalkmasından sonra tarihe karışacaktır.


(Banknot 13) (Banknot 14)

Üçüncü emisyon grubunu diğer gruplardan ayıran asıl farklılık, arka yüzde kullanılan sıradan insan resimleridir. (Banknot 13-15) Paraların çoğunun arka yüzünde bu resimlere yer verilir: yöresel kıyafetler içinde köylü kızları, bir elinde üzüm sarkımı olan Türk kızı, izci gençler, Ankara Meslek Yüksek Okulu'nun atölyesinde çalışan öğrenciler. Üstelik bu insanların genç ve modern görünümlü (başı açık Türk güzeli, izci genç erkekler) olduklarını hemen ekleyelim.


(Banknot 15) (Banknot 16)

Banknot tarihizin hiç bir döneminde, sıradan insanlar kağıt paralar üzerinde bu yoğunlukta karşımıza çıkmaz. İlk bakışta bu görsel tercih, İnönü'nün kendisini halka yakınlaştırma yönelik çabalarının bir parçası olarak görünmekte. Ancak Cumhuriyetin ilk yıllarında kağıt paralar halkın kullanımına pek sunulmamış, devletin dış borçları ile bankalara verdiği yükümlülüklerin karşılanması için kullanılmıştı. Halk 1939'dan sonra 1 ve 2.5 liralık banknotları kullanmaya başlamıştı. Sokaktaki vatandaşın 100 liralık banknotla tanışması için 1960'ları beklemesi gerekecekti.15 Bu hem alım gücüyle ilgili hem de paramızın değerli oluşuyla. İnönü dönemi paraları da devletin borçlarını ödeme amaçlı kullanılmıştır. Dolayısıyla buradaki temsiliyetin uluslararası boyutunun ağır bastığını söylemek gerek. Yani dış dünyadaki doğulu Osmanlı imajına karşı, modern görünümlü ve genç insan görüntüsüyle Türkiye'nin temsil edilmeye çalışıldığı söylenebilir. Ancak başka bir noktanında hesaba katılması gerekmektedir. Çok partili siyasi yaşama geçişte, 1946'da yapılan ilk serbest seçimleri İnönü'nün liderliğindeki CHP çok zor bir şekilde, kılpayı kazanmıştı. Yeni kurulan Demoktat Parti ise önemli bir güç elde etmişti. Bu süreçte banknotlara sıradan insanların konması CHP'nin bir sonraki seçimlere yönelik bir yatırımı olarak da yorumlanabilir.

2,5 ve 50 liralık kağıt parada insan yerine Ankara Halkevi ve yine Ankara keçisi vardır. Burada küçük bir ayrıntı verelim. Ankara keçili paranın sonuncusudur bu kağıt para. Şimdiye dek kurt ve keçi olmak üzere iki hayvana yer verilmişti. 2001'de çıkartılan 20 milyonluk bankonotaki zeytin dalı taşıyan güvercine kadar karşımıza bir daha hayvan resmi çıkmaz.

Uzun ömürlü Banknotlar Dönemi: Beşinci Emisyon Grubu (1951-1979)

Demokrat Parti iktidardadır. Bunun banknotlara yansıması çok açık olur. Ön yüzdeki İnönü resimleri banknotlardan kaldırılır ve yerine Atatürk resimleri kulanmaya devam edilir. Ayrıca arka yüzünde Sultan Ahmet Camii bulunan 500 TL. (Banknot 17) da Demokrat Parti'nin iktidarı devralmasını simgeler.


(Banknot 17)

Ama bu değişim dışında görsel malzemenin seçimiyle dönem arasında bir ilişki kurma zordur. Oysa oldukça haraketki ve yoğun bir süreçtir: çok partili yaşama geçiş, Demokrat Parti'nin iktidara gelişi, 27 Mayıs askeri darbesiyle demokrasiye ara verilmesi, yeni bir anayasa, 68 hareketi, öğrenci olayları, 1972 askeri muhtırası, siyasi istikrarın bozulması, kurulamayan hükümetler, ekonomik krizler, sağ ve sol gruplar arasında artan silahlı çatışma, 79 yılında gelinen tam bir kaos ortamı.

En uzun ömürlü ve en çok serisi basılan banknotlar bu emisyon grubundaki paralardır.16 Örneğin en çok serisi basılan 50 TL. (Bnaknot 18 ve 19) aynı zamanda en uzun süre tedavülde kalan banknottur (28 yıl).17 50 TL.'nın bir özelliği de, ilk defa bir asker figürü bu kadar yoğun ve ön planda görsel malzeme olarak kullanılmıştır. Bir tarz oluşturmasa da renk kullanımı açısından en renkli emisyon grubundan birisidir. Yine yoğun olarak Ankara kentinden görsel malzemeler vardır.


(Banknot 18) (Banknot 19)

Üç rengin egemenliği göze çarpar: kahverengi (%24.5), yeşil (%22,3) ve kırmızı (%17,8). Kullanılan diğer renkler: mor, mavi, portakal rengi, gri ve menekşe. Paraların arka ve ön yüzünde aynı renklerin yanısıra farklı renkler de kullanılmıştır. Bir tarz oluşturmasa da renk kullanımı açısından en renkli emisyon grubundan birisidir.

Yine yoğun olarak Ankara kentinden görsel malzemeler vardır. Onun dışında Edirne ve İstanbul karşımıza çıkar. Atatürk resimleri de pek değişime uğramaz. Sadece iki farklı resim görülmektedir. (Banknot 20-21)


(Banknot 20) (Banknot 21)

Renk kullanımında karşımıza çıkan 'zenginlik', görsel malzeme kullanımında yerini kıtlığa bırakmıştır: (yeniden) Merkez Bankası, fındık sepeti taşıyan kızlar, Merih Köprüsü, Ankara Ulus'taki Zafer Anıtı'nda yeralan asker figürü, Ankara Gençlik Parkı, (yeniden) Rumeli sırtından Boğaz manzarası. Bu Merkez Bankası merakı nedendir bilinmez. Köprülerin önemi nedir anlaşılmaz. Bina veya yapı merakımız da iyice yerleşmiş gibi görünüyor. İkinci emisyon grubunda gündeme gelen sorunlar burada da karşımıza çıkıyor. Başka bir açıdan baktığımızda, aslında meselenin kendimizi görsel olarak ifade edemeyişimizde olduğu iddia edilebilir.

Durgunluk Dönemi: Altıncı Emisyon Grubu (1968-1987)

Beşinci emisyon grubunda bahsedilen tarihsel koşullar bu grup için de geçerlidir. Görsellik açısından bir önceki dönemlerle benzerlikler taşımaktadır. Renk kullanımında kahverengi ve yeşilin ağırlığı sürmektedir. Öte yandan Ankara'nın egemenliği sona ermiştir. Artık İstanbul'dan görsel malzemeler daha yoğun kullanılmaktadır. (Banknot 22-23) Ülkenin çekim merkezine dönüşen, yoğun bir şekilde göç alan, "taşı toprağı altın" olan İstanbul'un parada da Ankara'nın önüne geçmesi heralde normal kabul edilmeli. Zaten paranın kendisi de daha çok İstanbul'da dolaşımdadır.


(Banknot 22)(Banknot 23)

Öte yandan bu emisyon grubunun ilk 3 banknotu (5, 10 ve 20 TL.), kullanılan görsel malzeme dışında, tasarım açısından en başarılı banknotlar olarak görülebilir. (Banknot 24-25 ve 26) Oldukça sade bir düzenleme, motiflerin ve desenlerin az kullanımı, boş alanların çokluğu, süssüz rakam ve yazılar, diğerlerinden farklı bir çizgideki tasarım unsurları olarak göze çarpıyor. Hatta belirli bir tarz oluşturan nadir bir seridir denebilir. Rakamların türü, yeri ve büyüklüğu çok küçük farklılıkların dışında aynıdır. Renklerin sıcaklığı (tonu) aynıdır. Görsel malzemenin yerleştirimi bir tarz oluşturacak denli tutarlıdır. Örneğin resimleri sol kenarlarının bir motifle kesilmesi, resimlerde ağırlık merkezinin sol kenarda olması, vb.


(Banknot 24)


(Banknot 25)


(Banknot 26)

Herşeyin aynı olduğunu söylemek yanlış olur. Ortak özelliklerin yanısıra her bir para üzerinde elbette bir takım farklılık vardır. Bunlar da onun özgünlüğüne katkıda bulunmaktadır. Örneğin 5 TL.'nın arka yüzünde 5 rakamı üsteki şeritin hemen altındayken, 20 TL.'de 20 rakamı üst kenardaki şeridin içindedir. Ancak tüm banknotların ön yüzdeki rakam aynı yerdedir.

Ancak bu emisyon grubunda da görsel tercih binalardan, manzaralardan ve yapılardan yana: Mnavgat Şelalesi, İstanbul Kız Kulesi, Anıtkabir, Topkapı'daki mermer fıskiye, Ağrı Dağı, İstanbul Üniversitesi Ana Girişi, (yine) Rumeli Hisarı'ndan Boğaz manzarası (ama artık Boğaz Köprüsü tüm heybetiyle resimdeki yerini almıştır).

Bu arada tamamen Atatürk'e ait görsel malzelerden oluşan ilk banknot tedavüldedir (Banknot 26) 1966'da basılan bu banknotun arka yüzünde Anıtkabir yeralmaktadır.18

Değişim Dönemi: Yedinci Emisyon Grubu (1979- )

Hemen belirtelim ki banknot üzerinde en fazla değişimin gerçekleştiği, dolayısıyla en çok sayıda farklı ve aynı zamanda en kısa ömürlü paraların tedavüle çıkartıldığı bir emisyon grubudur beşinci grup. İlk banknotun basıldığı 1927 yılından 5000 TL. banknotun basıldığı 1981 yılına kadar paraların üzerine görülen rakam serisinin çoğu bu grupta son defa tedavüle çıkar ve sonra tarihe karışır: 10 , 100 , 500 , 1.000 TL.19 Bu esri rakam serisi yerini, sıfırları her yıl gittikçe artan yeni rakam serilerine bırakır; üstelik bu yeni rakamların bazıları yine enflasyon nedeniyle çok çabuk tarihe karışır: 5.000 , 10.000 , 20.000 , 50.000 ve 100.000 TL.20 Bazıları ise günümüzde kullanılmaya devam edilen paralardır: 250.000, 500.000, 1.000.000, 5.000.000, 10.000.000, ve 20.000.000 TL.

Öte yandan en çok farklı rengin kullanıldığı bir banknot grubudur. Yeşilin ve kahverenginin yoğun kullanımı devam etmekle birlikte, renk çeşitliği söz konusudur: pembe, mor, mavi, menekşe, portakal, kırmızı, sarı.

Ankara yeniden gündeme gelir ama artık hiç bir kentin egemen değildir. Tam tersine yeni yeni kentler banknotlarda görünmeye başlar: Konya, Elbistan, Urfa, İzmir. Bu listeye İstanbul, Edirne ve Çanakkale de eklenirse, bu grubun aynı zamanda en zengin kent çeşitliğine sahip emisyon grubu olduğu ortaya çıkar.

Yedinci emisyon grubunun bu çalışma açısından asıl özelliği, içinde barındırdığı bir seri banknottaki tasarım ve görsel düzenlemedir. Bu seriye daha yakından bakmadan önce dönemin koşullarına bir miktar değinmek gerekiyor. Yine yoğun değişimlerin yaşandığı bir dönem: etkisi günümüzde bile süren 12 Eylül askeri darbesi, demokrasiye ara verilen sıkıyönetimli ve yasaklı yıllar, yeniden 'demokrasi', Özal'lı yıllar, çarpık bir serbest piyasa ekonomosinin yerleşmesi, PKK sorunu, siyasi krizler, ekonomik krizler, enflasyon, yosuzluklar, özellleştirme, tüketim toplumu, medya, Demirel'in yeniden yükselişi, koalisyonlar dönemi, Çiller dönemi, siyasi islamın yükselişi, laik anti-laik çatışması, 28 Şubat, Ecevit'in ve MHP'nin yükselişi, vb. Bu dönem çıkarılan banknotlara baktığımızda bu dönemden onlara yansıyan bazı unsurlar bulabiliyoruz. Yukarıda bahsettiğimiz seri tam da bu açıdan ön plana çıkıyor. Mehmet Akif Ersoy ile başlayıp, Fatih Sultan Mehmet, Mevlana ve Mimar Sinan ile devam eden seri 1980 sonrası Türk-İslam sentezinin yansımaları olarak yorumlanabilir. (Banknot 27-30)


(Banknot 27) (Banknot 28)


(Banknot 29) (Banknot 30)
Tarihsel kişiliklerin görsel malzeme olarak kullanımı da yeni ve bu seriye özgü bir uygulamadır. Gündeme getirilen tarihi dönem Osmanlı dönemidir. İlk emisyon döneminde başarıyla uygulanan simgesel anlatım bu seride de denenmektedir. Ancak sonucun pek başarılı olduğunu söylemek zordur. Özellikle üzerinde Mehmet Akif Ersoy'un yeraldığı 100 Liralık banknot tarihimizin en başarısız tasarımlarından biridir. Motiflerde ve süslemelerde öne çıkan islami çizgi, görsel malzemenin içeriğiyle daha da yoğunlaşmaktadır: cami, türbe, daha çok islami kimliğiyle sahiplenilen bir "düşünür", semazenler, İslamcı bir şair, bir Osmanlı padişahı, bir Osmanlı mimarı. Bu serinin Atatürkçü olduğu iddasındaki ordunu yönetimi sırasında basılması da hatırlatılması gereken bir ayrıntı. Bu seride, günümüze kadar devam edecek olan devlet düzeyindeki bir zihniyet ve ideoloji değişiminin simgelendiğini düşünmek mümkün: Türk-İslam sentezi iktidardadır. Bu görsel düzenlemeler bunu yansıtma, "mesajı" halka iletme çabası içindedir. Ancak banknotlar bu ortak özelliğe rağmen bir tarz oluşturamaz. Örneğin her parada kullanılan rakamlar birbirlerinden tamamen farklıdır. İki tanesinde paranın değeri hem rakamla hem yazıyla verilirken (100 TL. ve 10.000 TL.), diğer ikisinde sadece rakamla verilmiştir (5.000 TL. ve 10.000 TL.). Ayrıca rakamların yerleştirildiği köşeler de de bir tutarlılık yok. Mehmet Akif Ersoy'u yerleştirirken arka planda bir sıkıntı yaşandığı hissediliyor. Diğerleriyle karşılaştırınca çok zorlama bir düzenleme olarak göze çarpıyor. Öte yandan paralar arasında bir renk uyumundan, tercih edilen renklerde bir süreklilikten bahsetmek çok zor.

Üzerinde Mevlana resmi olan banknotun tasarımı ikinci basımında bir değişime uğramış, 1990 yılındaki son basımında ise yerini Elbistan Santrali'nden bir görüntüye bırakmıştır. (Banknot 31)


(Banknot 31)

Bu serinin ardından "ara para" olarak görülebilecek olan 20.000 TL. Ve 50.000 TL. tedavüle çıkartılmıştır. 20.000 TL.'lik banknotta 3. kez karşımıza Merkez Bankası binası çıkmaktadır.21 Kurumun kendini bu kadar hatırlatma merakı anlaşılır gibi değil. 50.000 TL:'lik banknotun arka yüzünde ise TBMM (yine bir bina) görülmektedir. Basım tarihi 1989'dur. Bu yılın siyasi yasakların kalktığı, 12 Eylül sonrası ilk görece özgür seçimlerin yapılabildiği bir yıl olması dikkat çekicidir.


(Banknot 32)

1991'de 100.000 TL.22 ile basılmaya başlanan başka bir grup banknot, bu emisyon grubu içinde tasarım açısından ikinci tarz(?) para grubunu oluşturuyor görünmektedir. Bu seride göze çarpan ilk önemli farklılık, Atatürk resminin biraz büyümesidir. Büyüyen Atatürk'ün resmiyle de yetinilmemiştir. Örneğin 100.000 TL.'nda aynı yüzde heykeline (Banknot 32), 5.000.000 TL.'nda istiklal madalyasına yer verilmiştir (Banknot 36). Yine aynı parada sol üst köşedeki Türkiye hariyası dikkat çekicidir. Paranın basım tarihi 1997'dir. Bu yerleştirme, o yıllarda Güney Doğu sorunu nedeniyle yoğun olarak gündemde tartışılan "Kürt devleti" ve Türkiye'nin "bölünmez bütünlüğü" konularına devletin verdiği bir yanıt gibi okunabilir.

SÖZ VE NİŞAN!
       Tatlı bir flört döneminden sonra evlenmeye karar verdiniz. İlk tebrik bizden... Şimdi sıra aileleri tanıtırmaya ve bu kararı onlarla paylaşmaya geldi. Flört dönemi ne kadar uzun sürerse sürsün erkek tarafının genç kızı ailesinden istemeye gitmesi ülkemizde yerleşmiş bir adettir. Önce söz daha ileri bir tarihte de nişan yapılıp, düğüne kadar geçecek süreyi bir nevi resmileştiren yüzükler takılır. Söz ve nişan törenleri aile arasında samimi bir ortamda olabileceği gibi daha büyük bir davetle de kutlanabilir. Bizim geleneklerimize göre nişanı kız, düğünü ise erkek tarafı yapar. Nişan için;
       *Nasıl bir törenle yüzüklerinizi takmak istediğinizi karar verin. Bu, iki ikişi arasında gerçekleşebileceği gibi, aile içinde küçük bir toplantıya ya da arkadaşların ve akrabaların da katıldığı daha büyük ve eğlenceli bir törene de dönüşebilir.
       *Davetlilerin sayısına göre yer belirleyin. Aile içi bir dörende ev uygun olabilir. Kalabalık bir davet düşünülüyorsa daha büyük bir mekana ihtiyaç olacaktır.
       *Daveti evde veriyorsanız ne ikram edeceğinizi kararlaştırın. Bir yer kiralıyorsanız masa düzenleri, mönü, müzik gibi detaylara dikkat edin.
       *Herkesi tek tek arayabileceğiniz gibi davetiye de yollayabilirsiniz.
       *Ve tabii alyanslar... Bu mutlu birlikteliğin en değerli sembolü, altın halkalar... yüzüklerinizi seçin ve içine isimlerinizi yazdırmayı unutmayın.
       *Nişan yüzüklerinizi kendiniz takabileceğiniz gibi bir aile büyüğünün de takması geleneklerimiz arasındadır.
       Şimdi sıra düğün hazırlıklarında..


       
DÜĞÜN GELENEKLERİ
       Pastadan gelin buketine, pirinç atmaktan gelinliğin rengine birçok alışkanlığın küçük birer hikayesi var. İşte bazıları...
       Gelinler neden beyaz giyer?
       Beyaz, Romalılar zamanından beri kutlamaların rengi olarak kabul ediliyor. O dönemden beri de gelinler beyazı tercih ediyor. 20. yüzyılın başında bu renk masumiyetin ve temizliğin sembolü olmuştur. Günümüzdeyse beyaz aynı zamanda hem eğlence ve neşenin hem berraklığın rengi.
       Düğün pastası nasıl çıkmıştır?
       Pasta verimliliğin ve iyi şansın sembolü olarak kabul edilir. Eski dönemlerde, düğün törenlerinin sonunda gelinin başında ekmek kırılırmış. Davetliler de şans getirmesi için ekmek kırıntılarından alırmış. Orta çağda gelin ve damat küçük ekmeklerden oluşan bir hale içinde öpüşürlermiş. 17. yy’da bir Fransız aşçı, bu ekmeğe daha güzel bir şekil vermiş ve ilk düğün pastasını ortaya çıkarmış.
       Gelin neden buketini havaya atar?
       Gelinin fırlattığı buketi yakalayan kişinin şanslı olduğuna ve kısa sürede onun da evleneceğine inanılır.
       Neden damat gelini öper?
       Gelini öpmek eskiden evlilik anlaşmasının mühürü olarak kabul edilmiş. Aynı zamanda gelinin ruhundan bir parçanın damada, damadın ruhundan bir parçanın da geline geçtiğine inanıldığı için bu gelenek günümüze kadar gelmiş.
       Neden çiftin üzerine pirinç atılır?
       Hemen hemen bütün kültürlerde bu bolluğun sembolü olarak kabul edilir. Bazı ülkelerde gelinler, ellerinde başak dallarından oluşan bir demet taşır ve konuklara da şans getirsin diye bunlardan dağıtılırmış.
       Alyans neden sol ele takılır?
       Çok eski çağlarda bilimadamları sol elin ikinci parmağından kalbe doğru kesintisiz uzanan bir damar olduğuna inanırlarmış. Aşkın sembolü alyanslar o çağlardan beri bu parmaklarda taşınır olmuş.
       Nikahta neden ayağa basılır?
       Nikah kıyılırken çiftlerden hangisi diğerinin ayağına basarsa evlilikte onun sözünün geçeceğine inanılması da düğünlerin eğlenceli anılarından bir diğeri.


       
FORMALİTELER
       Nikah başvurusu için gerekenler 6’şar adet renkli fotoğraf, nüfus cüzdanlarının aslı ve fotokopileri, Nüfus kayıt örneklerinin aslı ve fotokopileri (nüfus kayıt memurluğundan), 1’er adet ikametgah (Başvurular sabah 11.30’a kadar kabul edilmekte)
       Evlilik formalitelerini artık gözünüzde büyütmenize hiç gerek yok. Yeterki zamanlamayı doğru yapın. Evlilik işlemleriniz için oturduğunuz ilçenin ya da semtin nikah memurluğuna, en az iki ay önceden, çift olarak, mutlaka şahsen başvuru yapmanız gerekiyor. Ayrıca nikah dairesinde size verilecek formu da dolmakalemle doldurmalısınız. Yıldırım nikahlar için başvuru süresi ise en az 24 saat. Nikah dairesinde evlenebileceğiniz gibi nikahınızı ev, otel ya da benzeri başka bir yerde de kıydırabilir, nikah memurunu dilediğiniz mekana çağırabilirsiniz. Bunun için evlenmek istediğiniz yeri ve zamanı başvuruda bildirmeniz ve sizden talep edilen ek ücreti ödemeniz yeterli. Nikah şahitleriniz ise, anne baba gibi size birinci derece yakınlığı olanların dışında biri olmalı. Uzak bir akraba, aile yakınları ya da sevdiğiniz bir arkadaşınız olabilir. Eskiden nikah şahitlerinin aile büyüklerinin yakın çevresinden olması adetti. Ama bu sizin nikahınız. Şahidinizi dilediğiniz gibi seçebilirsiniz. Bahar ve yaz ayları ile hafta sonları kıyılan nikahlarda artış onduğundan tarihi mümkün olduğu kadar erken almakta fayda var.
       
DÜĞÜN ÖNCESİ HAZIRLIK TAKVİMİ
       Nikah tarihini belirledikten sonra doğru bir planlama yaparak önünüzdeki zamanı iyi kullanmalısınız. İşte hayatınızı kolaylaştıracak küçük bir takvim...
       5 ay önce
       *Evlilik törenini nerede yapacağınıza karar verin. Nikah dairesinde olacaksa gün alın.
       *Nikahınıza davet edeceğiniz kişi sayısını belirleyin ve isimleri bir listede toplayın.
       *Müstakbel eşinizle bütçenizi belirleyin.
       *Uygun mekanları gezin.
       *Gelinliğiniz için alternatif terzileri ve modaevlerini dolaşmaya başlayın.
       *Eviniz için alışveriş yapmanın tam zamanı.
       3 ay önce
       *Düğün töreninizin planlanması için organizasyon şirketleri ile görüşmeye başlayın.
       *Terzinizi ya da modaevinizi seçin.
       *Damadın kıyafetine karar verin.
       *Mönü konusundaki tercihinizi yapın.
       *Düğün mekanındaki dekorasyonun nasıl olacağını kararlaştırın.
       *Çiçekçi ve fotoğrafçılardan fiyat alın.
       *Davetiye ve nikah şekerinizin nasıl olacağına karar verin.
       2 ay önce
       *Davet listesini yeniden gözden geçirin gerekli düzeltmeyi yapın.
       *Davetiyelerinizi bastırın.
       *Nikah şekerlerinin siparişini verin.
       *Balayı rezervasyonunu yaptırın.
       *Alışverişleri hızlandırın.
       1 ay önce
       *Nikah şahitlerini belirleyip, kendilerine haber verin.
       *Davetiyeleri postalayın.
       *Düğün günü ve balayı için gerekli olacakları yeniden gözden geçirin.
       *Cilt ve vücut bakımı yaptırın.
       *Pastanızın siparişini verin.
       *Gelinlik provalarını bitirin.
       *Yurtdışında balayı yapacaksanız, pasaport ve vize işlerinizi tamamlayın.
       *Sağlık kontrolünden geçin.
       *Kuaförünüzü, makyözünüzü belirleyin.
       2 hafta önce
       *Saç modelinize ve makyajınıza karar verdikten sonra bir kez deneyin.
       *Gelin buketinizin siparişini verin.
       *Gelinliğinizin son provasına gidin.
       *Oturma planını hazırlayın.
       *Düğün müziklerini seçin.
       *İlk dansınızın provasını yapın.
       Bir hafta önce
       *Evinize yerleşin, önemli eksikleri giderin.
       *Düğün töreni yerine gidin ve müstakbel eşinizle küçük bir prova yapın.
       *Bekarlığa veda partisi vermek için ideal bir zaman.
       1 gün önce
       *Masaj yaptırıp rahatlayın.
       *El buketinizin bozulmaması için son anda getirecek birini organize edin.
       *Gelinliğinizle giyeceğiniz ayakkabıyı evde bir süre kullanıp yumuşatın.
       *Geç yatmayın, uykunuzu almaya çalışın.
       Düğün günü
       *Ilık bir banyo yapın, rahatlayın.
       *Saç ve makyaja, düğün saatinden önce gerekli zamanı ayırın.
       *Nikah töreni saatinden bir saat önce nikahın kıyılacağı mekana gidin.
       *Kendinizi rahat bırakın ve bu güzel günün keyfini çıkarın. Böylesine özel bir günü yaşamınızda kaç kere yaşayacaksınız ki!


       
GELİNLİĞİNİZİ SEÇERKEN
       Gelinlik! İşte gelini “gelin” yapan en önemli unsur. Düğünün diğer detaylarından daha önem verilen gelinliği seçerken bazı noktalara dikkat etmek gerekir.
       Yaşamının bu en özel, en güzel gününde rüya gibi bir gelinliğin içinde masal prenseslerini andırmayı tüm genç kızlar düşler Ancak, çocukluğunuzdan beri hayallerinizi süsleyen ya da vitrinlerde gördüğünüz, dergilerde beğendiğiniz bir gelinliği yalnızca istemek yeterli değil. Önemli olan size yakışan bir modelin ve tarzın belirlenmesi. Ayrıca seçtiğiniz modelin düğün konseptiyle ve diğer tüm detaylarla uyumlu olması da gerekmekte. Bir kır düğünü yapıyorsanız ağır işlemeli süslü bir gelinlik nasıl abartılı odurursa, bir balo salonunda vereceğiniz görkemli bir davette de üzeri papatyalarla süslü bir gelinlik yadırganacaktır.
       Gelinlik modelinin seçiminde en önemli unsurlardan biri de vücut yapısıdır. Kabarık mı yoksa düz bir modelin mi size yakışacağına karar vermelisiniz. Ayrıca giyeceğiniz bir gelinlik istiyorsanız, seçeceğiniz modelin şıklığının yanı sıra tüm kutlama boyunca rahatlıkla giyebileceğiniz bir model olmasına da özen gösterin. Hazır gelinliklere bakabileceğiniz modaevlerinde beğendiğiniz modelleri deneyebilir ve size yakışan çizgiler hakkında bilgi edinebilirsiniz. Gelinliğinizi, tüm aksesuarlarıyla bir bütün olarak değerlendirmeyi unutmayın.
       Unutmayın gelinliği gösteren en önemli unsur kumaşıdır. Her modele, her kumaş olmaz. Aşırı süslemeler taşıyan bir gelinlik gelinliği gelinden ön plana çıkartır. Sade çizgiler taşıyan, şık bir kumaşla çalışılmış gelinlikler her zaman daha zarif görünür. Üst bedenin vücuda oturduğu, eteklerin ise kabarık çalışıldığı modellerde en çok tafta, sert saten, organze ve tül tercih edilmekte. Danteller, krepler, şifonlar, ince satenler ise romantik hatlar taşıyan düz kesimlerdeki modeller için daha uygun. Parlak satenler yerlerini artık matlara bırakıyor.
       Alıştığımız bembeyaz gelinlikler yerlerini kırık beyaz, kemik, uçuk pembe gibi pastel tonlara bırakabiliyor. Elişi küçük motifler ve zarif işlemeler düz kumaşlarla hazırlanan gelinliklere zarif bir şıklık kazandırırken, kendinden desenli kumaşlar da sade çizgilerdeki modellerde tercih ediliyor. Gelinliklerin vazgeçilmezi duvaklar da gönümüzde yerlerini taç, çiçek ya da benzeri aksesuarlara bırakabiliyor. Duvakların boyu ve modeli ise hem gelinliğe hem de ne kadar süreyle kullanılacaklarına bağlı olarak kararlaştırılmalı. Küçük, nostaljik bir duvarın kullanımı çok daha kolay olabilir.
       Ayakkabıların rahatlığı da şıklıkları ve gelinliğe uyumları kadar önemli bir diğer konu. Gelinliğinizi ve aksesuarlarını seçerken sizi doğru yönlendirecek bir moda tasarımcısına danışmanızda büyük fayda var.


       
DAMADIN NOT DEFTERİ
       Evlenirken damadın hazırlığının hep kolay olduğu düşünülür. Oysa kıyafet seçimi dışında damada düşen görevler oldukça önemlidir. İşte damadın not defterinden bölümler;
       *Alyansları damadın alması adettir. Tabii model birlikte seçilmeli.
       *Kendi ailesinden ve yakınlarından kimlerin düğüne katılacağının listesini çıkarmalı.
       *Düğün hazırlıkları sırasında birkaç arkadaşından yardım istemek damadın koşuşturmasını azaltabilir.
       *Damatlık diktirilecekse tıpkı gelin gibi terziden çok önceden randevu almalı.
       *Gelinin hediyesini unutmamalı. Bu saat, takı gibi geleneksel bir seçim olabileceği gibi çok daha değişik bir hediye de seçilebilir.
       *Balayı için planlar yapmalı. Rezervasyon, ulaşım gibi konular tabii ki müstakbel damadın hazırlıkları listesinde.
       *Gelin arabasının süslenmesi ve düğün günü bahşişleri için de bir ön hazırlık yapmalı. İşte arkadaş desteğinin tam zamanı...
       *Fotoğraf, video çekimi gibi konularla ilgilenmeli.
       *Gelen çiçek ve telgraflara sonradan teşekkür edebilmek için yine bir arkadaş görevlendirilebilir.
       *Bekarlığa veda partisini de unutmamak lazım...
       
GELİNİN AKSESUARLARI
       Gelinin şıklığını tamamlayan kuşkusuz aksesuarlardır.

       Renkli taşlarla süslü taçlar, düğün günü için özel hazırlanmış ayakkabılar, takılan takılar için işlemelerle süslü keseler, tüylerle, çiçeklerle hazırlanmış değişik saç aksesuarları, zarif takılar, şallar, duvaklar, şapkalar... Hepsi bütünün şık detayları...
       Gelinlikler gibi aksesuarlar da beyazdan pastel tonlara geçiyor. Uçuk pembe, mavi, krem rengi ürünler artık gelinlik ve saç aksesuarlarında sık sık kullanılıyor. Bu tip aksesuarları, özel tasarımlar yaratan imzaların yanı sıra vitrinleri süsleyen birbirinden şık alternatifler arasından da seçebilirsiniz.


       
GELİN BUKETLERİ
       O en mutlu gününde gelinin en şık, en gözalıcı tamamlayıcısı kuşkusuz mis kokulu, rengarenk gelin buketleri...
       Kimi zaman küçük zarif bir buketle, kimi zaman gösterişli bir tasarımla taşınıyor romantizm düğünlere...
       Özenle hazırlanan gelin buketleri, hem gelinin canlılığını ve doğallığını yansıtıyor, hem de düğünün en şık detaylarından birini oluşturuyor. Hazırılğı ve bakımı ayrı bir dikkat isteyen buketinizin gelinliğinizle uyumlu olması kadar dayanıklılığı da çok önemli.
       
ORGANİZASYON FİRMALARI
       Uzun yıllar sizinle birlikte anılacak, kusursuz bir davet için profesyonel bir çalışma gerekir...
       Küçük, samimi bir toplantı ya da kalabalık bir misafir grubunu ağırlayacağınız görkemli bir davet; sizin imzanızı taşıyacak farklı, şık bir çalışma... Hayatınızın en heyecanlı, en unutulmaz dakikalarını tüm dostlarınızla paylaşaccğınız kusursuz bir düğün daveti için hazırlıklara çok önceden başlamalısınız. Eksiksiz bir davet için yardım alabileceğiniz adresler ise, şekerden devetiyeye, masa düzenlemesinden sandalye giydirmesine, ses ve ışık düzeninden çiçeklere kadar her konuda, tecrübeli ekipleri ve birbirinden şık, her bütçeye uygun tasarımları ile organizasyon firmaları.
       Uzun yıllardır hayalini kurduğunuz bir düğün ve tabii bütünü tamamlayan şık detaylar; şekerler, davetiyeler, masa kartları, anı defterleri, yüzük yastıkları, imza için özel kalemler... Sizin tasarladığınız ya da aklınızda hiç olmayan bir motif, sevdiğiniz bir renk, bir biçim, belki de tamamen sizi yansıtan değişik bir çalışma... Hepsi düğününüzün unutulmaz anıları.


       Ve hepsini sizin için en özgün tasarımları yaratan organizasyon firmaları üretiyor. Klasik badem şekerleri; bembeyaz ya da rengarenk... Her zaman saklayabileceğiniz küçük kutular, belki de şık lavanta torbaları, nazar boncukları, gümüş şekerlikler, yapma çiçeklerle kombine edilmiş özgün tasarımlar. Ya da farklı motiflerde çikolatalar. Nikah şekeri alternatifiniz öyle çok ki... Davetiyeleriniz de renk ve biçimleriyle düğünün diğer detaylarıyla uyum içinde... Sade ya da baskılı motiflerle, kimi zaman yapraklar, kuru çiçekler gibi küçük aksesuarlarla süslü davetiyeler, kimi zaman baş harflerin işlendiği tasarımlar. Püsküller, melekler, inciler, saten kurdeleli fiyonklar... Belki iri bir deniz kabuğunun içinden çıkan bir davet, belki bir ferman. Bu özel günün davetini çok özel tasarımlarla yollayabilirsiniz. Sofra tasarımları, masa kartları gibi diğer tüm düzenlemeler de bütünün şık detayları...


       
DÜĞÜN PASTALARI


       İşte düğünlerin en tatlı anısı... Birbirinden gözalıcı asarımlarda hazırlanan bu özel pastalar nefis tatlarıyla da düğünün unutulmazları arasında yer alıyor.
       Çok katıl düğün pastaları yerlerini gittikçe daha az katlı ama daha gösterişli tasarımlara bırakıyor. Özel motifler, değişik süslemeler taşıyan bir model yaratılacaksa pastalar, çoğunlukla maket olarak düzenlenip, sadece gelin ve damadın ilk dilimi kesmelerine uygun şekilde hazırlanıyor. Bembeyaz ya da renkli kremayla kaplı pastanızı taze meyvalar, çiçekler, melekler, yıldızlar, kalpler, uğur böcekleri, inci topları, kelebekler, fiyonklar, deniz kabukları, kuşlar, balıklar, nazar boncukları gibi düğün konseptine uygun binbir çeşit aksesuarla süsleyebilirsiniz.
       
ARABA KİRALAMA
       İşte bütünün şık bir parçası. Sizi düğününüze götüren araba... Düğün organizasyonunuz, gelinliğiniz, şekeriniz hatta davetiyeniz gibi seçeceğiniz aracın da kişiliğinizi yansıtacağını sakın unutmayın. Üstelik, bu küçük yolculuğu tören heyecanından önce eşinizle başbaşa geçireceğiniz romantik bir gezintiye de dönüştürebilirsiniz. Düğün günü farklı bir araba düşlüyorsanız çok sayıda alternatifiniz var; aile büyüklerine ya da bir arkadaşa ait şık bir araba bu gün için değerlendirilebileceği gibi, şirin bir Vosvos, antika bir Chevrolet ya da eski bir Jaguar düğüne nostaljik bir hava katabilir. Tüm alternatifler arasında düğünlerin en gelenekselleşmiş aracı ise kuşkusuz Limousine’ler. Şoförlü olarak verilen Limousine hizmetleri, yol boyunca şampanya ikramıyla ayrı bir keyife dönüşmekte.


       
FOTOĞRAF ÇEKİMİ
       Tüm düğün hazırlığı keyifli bir geceye taşındıktan sonra geriye kalan tabii ki sadece anılar... Ve anıları ölümsüzleştiren film kareleri, teknolojik yenilikler... Birbirinden hoş fotoğraflarla hazırladığınız bir albüm, düğün gibi çok özel bir günü ömür boyu hatırlamak için şık bir seçim. Tatsız bir sürprizle karşılaşmamak için fotoğrafçınızla düğünden önce biraraya gelip, düğün boyunca nasıl kareler isteidğinizi kararlaştırın. Bütçenizi ayarlarken fotoğraf ve video çekimini mutlaka gözönünde bulundurun.
       
EVLİLİK LİSTESİ
       Yeni evlenen bir çifte götürülecek hediyenin seçimi oldukça zordur. İhtiyaçları olduğu düşünülerek verilen hediyelerin benzerleri diğer paketlerden çıkmaya başladığında hediyeyi alan da ev sahipleri de hayal kırıklığına uğrar. Ayrıca verilen hediyenin de beğenilip beğenilmeyeceğini bilmek çok zordur. İstenmeyen bu gibi durumları önlemenin şimdi çok kolay bir yolu var; evlilik listesi uygulaması. İhtiyaçlarını belirleyip bu hizmeti veren bir ya da birkaç mağaza ile anlaşılıyor. Mutfak, banyo aksesuarlarından yatak odası ürünlerine, gümüşlerden antikalara kadar çeşitli ürünler mağazalarda çift için ayrılıyorlar. Hediye almak isteyenler bu mağazalara giderek bütçelerine ve zevklerine uygun olan bir eşyayı listeden seçip alıyorlar. Böylece hediyenin beğenilmeme, kullanılmama ya da aynısından birkaç tane alınmış olması gibi durumlar da ortadan kalkmış oluyor. Ayrıca bu uygulama ile birkaç arkadaşın toplanıp, çiftin pahalı olduğu için hemen alamamış oldukları bir ürünü de alma şansları doğuyor.


       
DÜĞÜN MEKANLARI
       Bu çok özel gecenin tüm yükünü çekecek olan kuşkusuz düğün mekanı. Bu mekana karar verirken öncelikle davetli sayınızı ve nasıl bir düğün istediğinizi belirleyin.
       Masmavi sulara uzanan küçük bir teknede mi, büyük bir otelin havuz başında mı, sevimli bir bahçede mi, dev bir çadırda mı yoksa geniş teraslı şık bir restoranda mı “evet” demek istersiniz? Düğünün nerede ve nasıl olacağı hem eşinizle hem ailenizle karar vereceğiniz bir konu. Mekan kararını etkileyecek en önemli unsurlardan birisi ise bütçeniz. Öncelikle gösterişli bir düğünden çok, sıcak bir ortamda, sevdiklerinizle beraber olmanın aslında en ideali olduğunu unutmayın. İlk olarak ailelerinizle görüşüp, toplam davetli sayısını belirlemeniz gerekiyor. Mekanda servis yapılıp yapılmadığını da hemen öğrenmelisiniz. Çünkü, catering servisine ihtiyacınız olabilir. Karar verdiğinizde ödeme planını ve tüm ayrıntıları kağıda dökerek bir anlaşma yapın. Masa düzenlerine davetli sayısından biraz daha fazlasının geleceğini düşünerek hazırlatın. Hafta içi fiyatların daha cazip olduğunu unutmayın! Mekandaki havalandırmanın nasıl olduğu da dikkat etmeniz gereken bir diğer konu. Mekanı masalı düzeniyle de önceden mutlaka görün.


       
BALAYI
       Ve işte bütün o tatlı telaşın sonu! Mükemmel bir tatil...
       Belki hayatınız boyunca bir kere gidebileceğiniz kadar uzak bir yer, belki de tarih, doğa ve eğlenceyi birarada sunan nefis bir tur...
       Kızgın kumsallar, masmavi sular ya da beyazın sonsuzluğunda kaybolmuş karlı dağlar... Kimbilir belki de kısacık bir tekne gezisi ya da küçük bir sahil kasabası... Tatiliniz nerede venasıl olursa olsun kuşkusuz eşinizle başbaşa olmak onu “size özel” romantizm dolu, hiç unutulmayacak bir anı yapacak.
       Eğer balayınızda daha önce hiç gitmediğiniz bir yere, özellikle yabancı bir ülkeye gitmeyi düşünüyorsanız, sorunsuz bir tatil için turizm şirketlerinin, bu beldelere yaptıkları turları tercih edebilirsiniz.
       
YARARLANABİLECEĞİNİZ SİTELER
       http://www.goldas.com/
       http://www.dugunum.com/
       http://www.ilkdans.com/
       http://www.moderngelin.com
       http://www.evlilikmerkezi.com/
       http://www.evlilikservisi.com/
       http://www.evlilique.com/aksilik.html

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
[Valid RSS]

13temmuz@gmail.com Paylaşımlarını Bekliyoruz...

E - dergi, Elektronik, Medya, Kültür -Sanat,Yaşam,Sinema, Bovling, Aktivite, GO, Tiyatro, Satranç, Tabu, Scrabble

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS
13 TEMMUZ
Said Saidoğlu
Arkadaşlar
13 TEMMUZ Haber Grubu
Nostalji Saati
http://www.sinanoglu.net/
Türk Dik Kurumu
Bilkent Kütüphanesi
Takip Edilesi Dergiler
Mümin Sekman'dan beyin kullanma kılavuzu
ART
Dilimize Sahip Çıkalım
radikall
Fırsat Yağmuru
Photoshop
Yarışmalar
Freelance Çalışmak
Web Arşivleri (Eski siteler)
İlk Nokta
Arşiv Hürriyet
Toolbar tuulbar
HEP OKU Merkez Dergi
Bildirgeç
MORYONCA
Trafik Kameraları
MP3
Araç Plaka Sorgulama
Doğa Derneği
Youtube Video Çevirici
TR Kitap MP3
İstanbul Kültür Sanat Dostları
sunipeyk
imagini
Arka Kapak
Moleschino Akıl Defteri
BlogcuBUL
ANA Fikir
Aktüel NET Dublaj
Mp3Kenti
Dönüşüm Konağı
View MY TV izle
Radyo KARYANIĞI
KPSS Bankası
KPSS Online
Türkçeleştiriyoruz<
KİBAR TAVASAV
Ayıp ŞEyler

Kategoriler

  • Aktivite
  • Bir Solukta Okunanlar
  • DVD
  • Edebiyat
  • Faideli Bilgiler
  • Genel
  • Gunun Sozu
  • Haber
  • Hayata Dair
  • Kariyer
  • Kitap
  • Mizah
  • Musiki
  • nevi sahsina munhasir
  • OtOmOBiL
  • Oyun
  • Resim
  • Saglikli Yasam
  • SANAT
  • Sema
  • Seyahatname
  • Sinema
  • Spor
  • Arkadaşlar

    Kirac34
    seedorf
    makbus
    yust
    crazy41
    mekatronik
    caglar
    perfect
    sakagibi
    gelincik1974
    saidsaidoglu
    halimcal
    gununsozu
    beylikduzu
    kevsergur
    yust1
    zelis
    inky
    orcad
    kamuranesen
    shade
    bereket
    feylesofistan
    kupavalesi
    kutu
    oburiks
    orlak
    c2n3r
    nostaljisaati
    mecnun4
    SibelSaid
    adanakigem
    burcuercis
    herteldenolay
    POLYANNA
    komikben
    fesihyalvac
    fatoscb
    benyaziyorum
    djmahkum
    tektas
    gazelto96
    benyaziyorumsiyaset
    yemekbulteni
    yemekcenneti
    sizinicin
    psikososyalgelisim
    miusaseyma
    fenomen
    haberciteam
    denizhancb
    satiyorumsaaattim
    nepisirsem
    unutuyoruz
    nurcihan
    enkralblog
    performansodevim
    bizimada
    Mansur
    mozaika
    ipeksaidoglu
    hediyesepeti
    gencbilge
    benyaziyorumflashheader
    tavsiyetkazan
    ortmenim
    enuygun
    zeytinfestivali
    tribunde
    ramazanyavuz
    uzmanwebhtml
    pelinhoskan
    38toplist38
    kirliarabalar
    hamt
    hukuksal
    zeytinciburhan
    bilimhaberleri
    profdr
    buraksaid
    mzffer
    eglencecafe
    cihanuzel
    atlant
    orkidem20
    fezawww
    ilkercelik1990
    ebruli38
    kerrar
    kitapnehri
    BuLveiNDir
    AllaHiNaDiYLa
    alternatifblog
    codeHTML
    donkisot85
    tezene
    ersendadaslar
    beyazgemi
    pakbahadur
    netkitap.com




    Dergiler
    2023
    Ağ Dünyası
    Adres Dergi
    Aksiyon
    Alem
    Alperenler
    Altyazı
    Altınoluk
    Anadolu Gençlik
    Araf
    Araştırma
    Atlas
    Ay Vakti
    Aydınlık
    Bengisu
    Beyan
    Bilim ve Teknik
    Bilişim Cumhuriyeti
    Bilişim Rehber
    Blue Jean
    BT Haber
    BT Vizyon
    Bütün Dünya
    Çalakalem
    Canteen
    Capital
    Chip
    Computer Life
    Computer World
    Dergi
    Diyalog Avrasya
    Doğu Batı
    Doktor Dergisi
    Düşünen Adam
    Ekoloji Dergisi
    Elektrik Dergisi
    EMO Makine Market
    Focus
    Fotoğraf Dergisi
    Fotoğrafya
    Gaziler Dergisi
    Gerçek Hayat
    Gonca Dergisi
    Gönülden Gönüle
    Haksöz
    Hastane Dergisi
    Hece Edebiyat Dergisi
    Hey Girl
    Hür Gökbayrak
    Iktibas
    Ileri Dergisi
    Ilk Adım
    Imece
    Inet Haber
    Kadın Vizyon
    Karakalem
    Kardaşlık Dergisi
    Kardelen Dergisi
    Kargo Haber
    Karizma Dergisi
    Kedim ve Ben
    Kırtasiye Dergisi
    Level
    Lezzet
    Linux Bülteni
    Mac World
    Mercek
    Metal Monster
    Millet
    Moral Dergisi
    Nalburiye Dergisi
    National Geographic
    Netpano
    Number One Dergi
    Ozgur ve Bilge
    PC Net
    Platin
    Sayha
    Semerkand
    Sol Dergisi
    Sızıntı
    Söz Ola
    Telepati
    Timeout İstanbul
    Türk Dili Dergisi
    Ufuk Ötesi
    Voyager
    Yankı
    Yarın
    Yeni Ümit
    Yitik Ülke
    Zafer Dergisi

    Hurriyet.www.gazetealemi.com Zaman www.gazetealemi.com Radikal www.gazetealemi.com Milliyet www.gazetealemi.com Bugun www.gazetealemi.com Turkiye www.gazetealemi.com Vatan www.gazetealemi.com Sabah www.gazetealemi.com Yeni Safak www.gazetealemi.com

    Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:91
    Son Sayfa | Sonraki Sayfa
    Ana Sayfam Yapayım | Favorilerime Ekleyeyim | Sonraki Sayfa