HERZAMANENUCUZ.BLOGCU.COM DA KARGO DAHİL ÜRÜNLER
• 22/2/2009 - Via Ferrata İtalyanca “demirden yol” anlamına geliyor...
Tatili bir maceraya dönüştürmek isteyenler sıradışı yollara başvuruyor. Bunun için yüksek miktarlarda para harcayanlar gibi hayatlarını tehlikeye atanlar da var. İşte dünyanın dört bir yanından heyacanın peşinden koşan insanlar...  Dubai’nin, yedi yıldızlı oteli Burj Al-Arap, lüks hizmetiyle hayal gücünü oldukça zorluyor.  Burj Al-Arap’ta bir gece konaklama bedeli bin dolar. Otelin, tepesindeki tenis kortunu görmek için ise yüz doları gözden çıkarmak gerekiyor. Tabi metrelerce yükseklikte tenis oynamak ve manzaraya karşı spor yapmak elbette tarif edilemez.  Amerika Las Vegas'ta bulunan bu eğlence parkı diğerlerine hiç benzemiyor.  350 metre yükseklikte yerçekimine meydan okuyarak gökyüzünde süzülebilirsiniz.  Otel ve casino olarak hizmet veren Stratosphere Las Vegas'ın 2 bin 444 odası ve 7 bin metrekarelik casino alanı bulunmaktadır.  Atlantik Okyanusu'ndaki Hollanda Antileri'nden Sint Maarten'in Princess Juliana Havaalanı ve hemen sınırındaki plaj dünyanın en ilginç yerlerinden birisi.  Dev uçakların indiği alanı ayıran tel örgünün 10 metre ilerisinde insanlar denize giriyor.  Turistler uçaklar inerken hatıra fotoğrafı çektiriyor...  Yeryüzünün en etkileyici doğal oluşumlarından biri olan Arizona 'Büyük Kanyon'unda heyecan dolu bir yürüyüş gerçekleştirebilirsiniz.  Bin 300 metre yükseklikte inşa edilen "u" şeklindeki camdan kö prü, ziyaretçilerin Büyük Kanyon üzerinde yürümeyi mümkün kılıyor.  120 kişi kapasiteli kö prünün inşasında yaklaşık 500 bin ton çelik kullanılmış.  Çölün ortasında kayak yapılmaz demeyin. Dubai'de bulunan yapay kayak pisti bu düşüncenizi yıkıyor. Artık bu şehre giderken, yanınıza hem mayonuzu hem de kayak kıyafetlerinizi götürün.  Ski Dubai, üç futbol sahası büyüklüğünde bir kapalı alan ve bin 500 kişiyi ağırlayacak kapasiteye sahip.  Çeşitli seviyelerde pistleri bulunan ve en uzun pisti 400 metre olan Ski Dubai’de jet motorlar 6 bin ton gerçek kar üretip, insan yapımı yamaçlara püskürtüyor. Ski Dubai’de, çeşitli zorluk derecelerine göre beş farklı pist var.  Endonezya’nın başkenti Jakarta’daki bulunan Seaworld (Deniz Dünyası), akvaryumunda sıradışı görüntülere tanık olabilirsiniz.  Güneydoğu Asya sularında ve Büyük Okyanus’ta yaşayan binlerce deniz canlısına ev sahipliği yapan Seaworld, turistlerin Endonezya’da en çok ziyaret ettiği mekanlardan biri.  Tropik bir tatil için Avrupa dışına çıkmanıza gerek yok...  Zira bu devasa hangarın içerisinde tam bir ekosistem mevcut...  Berlin'e 1 saat uzaklıktaki bu Hangarın içerisinde bir yüzme havuzu, bir plaj, bitkiler, şelaleler yer almakta.  İtalya Dolomitler'de bulunan "Via Ferrata" dağcılar için unutulmaz bir macera sunuyor.  Via Ferrata İtalyanca “demirden yol” anlamına geliyor.  Tarihi kaynaklara göre, Birinci Dünya Savaşı'nda İtalyan ve Avusturya orduları, bu bölgede büyük bir çatışmaya girişmişler. Sonunda dümdüz dağ duvarlarından orduları sürekli hareket ettirmeleri gerekmiş ve dağlardaki bu demirden yollar hazırlanmış.  Japonya'daki Okinawa Churaumi Akvaryumu'nda dev vatoz balıklarıyla göz göze gelebilirsiniz.  
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 18/5/2008 - SÖZ VE NİŞAN!
SÖZ VE NİŞAN! Tatlı bir flört döneminden sonra evlenmeye karar verdiniz. İlk tebrik bizden... Şimdi sıra aileleri tanıtırmaya ve bu kararı onlarla paylaşmaya geldi. Flört dönemi ne kadar uzun sürerse sürsün erkek tarafının genç kızı ailesinden istemeye gitmesi ülkemizde yerleşmiş bir adettir. Önce söz daha ileri bir tarihte de nişan yapılıp, düğüne kadar geçecek süreyi bir nevi resmileştiren yüzükler takılır. Söz ve nişan törenleri aile arasında samimi bir ortamda olabileceği gibi daha büyük bir davetle de kutlanabilir. Bizim geleneklerimize göre nişanı kız, düğünü ise erkek tarafı yapar. Nişan için; *Nasıl bir törenle yüzüklerinizi takmak istediğinizi karar verin. Bu, iki ikişi arasında gerçekleşebileceği gibi, aile içinde küçük bir toplantıya ya da arkadaşların ve akrabaların da katıldığı daha büyük ve eğlenceli bir törene de dönüşebilir. *Davetlilerin sayısına göre yer belirleyin. Aile içi bir dörende ev uygun olabilir. Kalabalık bir davet düşünülüyorsa daha büyük bir mekana ihtiyaç olacaktır. *Daveti evde veriyorsanız ne ikram edeceğinizi kararlaştırın. Bir yer kiralıyorsanız masa düzenleri, mönü, müzik gibi detaylara dikkat edin. *Herkesi tek tek arayabileceğiniz gibi davetiye de yollayabilirsiniz. *Ve tabii alyanslar... Bu mutlu birlikteliğin en değerli sembolü, altın halkalar... yüzüklerinizi seçin ve içine isimlerinizi yazdırmayı unutmayın. *Nişan yüzüklerinizi kendiniz takabileceğiniz gibi bir aile büyüğünün de takması geleneklerimiz arasındadır. Şimdi sıra düğün hazırlıklarında.. |
|
|
|
DÜĞÜN GELENEKLERİ Pastadan gelin buketine, pirinç atmaktan gelinliğin rengine birçok alışkanlığın küçük birer hikayesi var. İşte bazıları... Gelinler neden beyaz giyer? Beyaz, Romalılar zamanından beri kutlamaların rengi olarak kabul ediliyor. O dönemden beri de gelinler beyazı tercih ediyor. 20. yüzyılın başında bu renk masumiyetin ve temizliğin sembolü olmuştur. Günümüzdeyse beyaz aynı zamanda hem eğlence ve neşenin hem berraklığın rengi. Düğün pastası nasıl çıkmıştır? Pasta verimliliğin ve iyi şansın sembolü olarak kabul edilir. Eski dönemlerde, düğün törenlerinin sonunda gelinin başında ekmek kırılırmış. Davetliler de şans getirmesi için ekmek kırıntılarından alırmış. Orta çağda gelin ve damat küçük ekmeklerden oluşan bir hale içinde öpüşürlermiş. 17. yy’da bir Fransız aşçı, bu ekmeğe daha güzel bir şekil vermiş ve ilk düğün pastasını ortaya çıkarmış. Gelin neden buketini havaya atar? Gelinin fırlattığı buketi yakalayan kişinin şanslı olduğuna ve kısa sürede onun da evleneceğine inanılır. Neden damat gelini öper? Gelini öpmek eskiden evlilik anlaşmasının mühürü olarak kabul edilmiş. Aynı zamanda gelinin ruhundan bir parçanın damada, damadın ruhundan bir parçanın da geline geçtiğine inanıldığı için bu gelenek günümüze kadar gelmiş. Neden çiftin üzerine pirinç atılır? Hemen hemen bütün kültürlerde bu bolluğun sembolü olarak kabul edilir. Bazı ülkelerde gelinler, ellerinde başak dallarından oluşan bir demet taşır ve konuklara da şans getirsin diye bunlardan dağıtılırmış. Alyans neden sol ele takılır? Çok eski çağlarda bilimadamları sol elin ikinci parmağından kalbe doğru kesintisiz uzanan bir damar olduğuna inanırlarmış. Aşkın sembolü alyanslar o çağlardan beri bu parmaklarda taşınır olmuş. Nikahta neden ayağa basılır? Nikah kıyılırken çiftlerden hangisi diğerinin ayağına basarsa evlilikte onun sözünün geçeceğine inanılması da düğünlerin eğlenceli anılarından bir diğeri. |
|
|
|
FORMALİTELER Nikah başvurusu için gerekenler 6’şar adet renkli fotoğraf, nüfus cüzdanlarının aslı ve fotokopileri, Nüfus kayıt örneklerinin aslı ve fotokopileri (nüfus kayıt memurluğundan), 1’er adet ikametgah (Başvurular sabah 11.30’a kadar kabul edilmekte) Evlilik formalitelerini artık gözünüzde büyütmenize hiç gerek yok. Yeterki zamanlamayı doğru yapın. Evlilik işlemleriniz için oturduğunuz ilçenin ya da semtin nikah memurluğuna, en az iki ay önceden, çift olarak, mutlaka şahsen başvuru yapmanız gerekiyor. Ayrıca nikah dairesinde size verilecek formu da dolmakalemle doldurmalısınız. Yıldırım nikahlar için başvuru süresi ise en az 24 saat. Nikah dairesinde evlenebileceğiniz gibi nikahınızı ev, otel ya da benzeri başka bir yerde de kıydırabilir, nikah memurunu dilediğiniz mekana çağırabilirsiniz. Bunun için evlenmek istediğiniz yeri ve zamanı başvuruda bildirmeniz ve sizden talep edilen ek ücreti ödemeniz yeterli. Nikah şahitleriniz ise, anne baba gibi size birinci derece yakınlığı olanların dışında biri olmalı. Uzak bir akraba, aile yakınları ya da sevdiğiniz bir arkadaşınız olabilir. Eskiden nikah şahitlerinin aile büyüklerinin yakın çevresinden olması adetti. Ama bu sizin nikahınız. Şahidinizi dilediğiniz gibi seçebilirsiniz. Bahar ve yaz ayları ile hafta sonları kıyılan nikahlarda artış onduğundan tarihi mümkün olduğu kadar erken almakta fayda var. DÜĞÜN ÖNCESİ HAZIRLIK TAKVİMİ Nikah tarihini belirledikten sonra doğru bir planlama yaparak önünüzdeki zamanı iyi kullanmalısınız. İşte hayatınızı kolaylaştıracak küçük bir takvim... 5 ay önce *Evlilik törenini nerede yapacağınıza karar verin. Nikah dairesinde olacaksa gün alın. *Nikahınıza davet edeceğiniz kişi sayısını belirleyin ve isimleri bir listede toplayın. *Müstakbel eşinizle bütçenizi belirleyin. *Uygun mekanları gezin. *Gelinliğiniz için alternatif terzileri ve modaevlerini dolaşmaya başlayın. *Eviniz için alışveriş yapmanın tam zamanı. 3 ay önce *Düğün töreninizin planlanması için organizasyon şirketleri ile görüşmeye başlayın. *Terzinizi ya da modaevinizi seçin. *Damadın kıyafetine karar verin. *Mönü konusundaki tercihinizi yapın. *Düğün mekanındaki dekorasyonun nasıl olacağını kararlaştırın. *Çiçekçi ve fotoğrafçılardan fiyat alın. *Davetiye ve nikah şekerinizin nasıl olacağına karar verin. 2 ay önce *Davet listesini yeniden gözden geçirin gerekli düzeltmeyi yapın. *Davetiyelerinizi bastırın. *Nikah şekerlerinin siparişini verin. *Balayı rezervasyonunu yaptırın. *Alışverişleri hızlandırın. 1 ay önce *Nikah şahitlerini belirleyip, kendilerine haber verin. *Davetiyeleri postalayın. *Düğün günü ve balayı için gerekli olacakları yeniden gözden geçirin. *Cilt ve vücut bakımı yaptırın. *Pastanızın siparişini verin. *Gelinlik provalarını bitirin. *Yurtdışında balayı yapacaksanız, pasaport ve vize işlerinizi tamamlayın. *Sağlık kontrolünden geçin. *Kuaförünüzü, makyözünüzü belirleyin. 2 hafta önce *Saç modelinize ve makyajınıza karar verdikten sonra bir kez deneyin. *Gelin buketinizin siparişini verin. *Gelinliğinizin son provasına gidin. *Oturma planını hazırlayın. *Düğün müziklerini seçin. *İlk dansınızın provasını yapın. Bir hafta önce *Evinize yerleşin, önemli eksikleri giderin. *Düğün töreni yerine gidin ve müstakbel eşinizle küçük bir prova yapın. *Bekarlığa veda partisi vermek için ideal bir zaman. 1 gün önce *Masaj yaptırıp rahatlayın. *El buketinizin bozulmaması için son anda getirecek birini organize edin. *Gelinliğinizle giyeceğiniz ayakkabıyı evde bir süre kullanıp yumuşatın. *Geç yatmayın, uykunuzu almaya çalışın. Düğün günü *Ilık bir banyo yapın, rahatlayın. *Saç ve makyaja, düğün saatinden önce gerekli zamanı ayırın. *Nikah töreni saatinden bir saat önce nikahın kıyılacağı mekana gidin. *Kendinizi rahat bırakın ve bu güzel günün keyfini çıkarın. Böylesine özel bir günü yaşamınızda kaç kere yaşayacaksınız ki! |
|
|
|
GELİNLİĞİNİZİ SEÇERKEN Gelinlik! İşte gelini “gelin” yapan en önemli unsur. Düğünün diğer detaylarından daha önem verilen gelinliği seçerken bazı noktalara dikkat etmek gerekir. Yaşamının bu en özel, en güzel gününde rüya gibi bir gelinliğin içinde masal prenseslerini andırmayı tüm genç kızlar düşler Ancak, çocukluğunuzdan beri hayallerinizi süsleyen ya da vitrinlerde gördüğünüz, dergilerde beğendiğiniz bir gelinliği yalnızca istemek yeterli değil. Önemli olan size yakışan bir modelin ve tarzın belirlenmesi. Ayrıca seçtiğiniz modelin düğün konseptiyle ve diğer tüm detaylarla uyumlu olması da gerekmekte. Bir kır düğünü yapıyorsanız ağır işlemeli süslü bir gelinlik nasıl abartılı odurursa, bir balo salonunda vereceğiniz görkemli bir davette de üzeri papatyalarla süslü bir gelinlik yadırganacaktır. Gelinlik modelinin seçiminde en önemli unsurlardan biri de vücut yapısıdır. Kabarık mı yoksa düz bir modelin mi size yakışacağına karar vermelisiniz. Ayrıca giyeceğiniz bir gelinlik istiyorsanız, seçeceğiniz modelin şıklığının yanı sıra tüm kutlama boyunca rahatlıkla giyebileceğiniz bir model olmasına da özen gösterin. Hazır gelinliklere bakabileceğiniz modaevlerinde beğendiğiniz modelleri deneyebilir ve size yakışan çizgiler hakkında bilgi edinebilirsiniz. Gelinliğinizi, tüm aksesuarlarıyla bir bütün olarak değerlendirmeyi unutmayın. Unutmayın gelinliği gösteren en önemli unsur kumaşıdır. Her modele, her kumaş olmaz. Aşırı süslemeler taşıyan bir gelinlik gelinliği gelinden ön plana çıkartır. Sade çizgiler taşıyan, şık bir kumaşla çalışılmış gelinlikler her zaman daha zarif görünür. Üst bedenin vücuda oturduğu, eteklerin ise kabarık çalışıldığı modellerde en çok tafta, sert saten, organze ve tül tercih edilmekte. Danteller, krepler, şifonlar, ince satenler ise romantik hatlar taşıyan düz kesimlerdeki modeller için daha uygun. Parlak satenler yerlerini artık matlara bırakıyor. Alıştığımız bembeyaz gelinlikler yerlerini kırık beyaz, kemik, uçuk pembe gibi pastel tonlara bırakabiliyor. Elişi küçük motifler ve zarif işlemeler düz kumaşlarla hazırlanan gelinliklere zarif bir şıklık kazandırırken, kendinden desenli kumaşlar da sade çizgilerdeki modellerde tercih ediliyor. Gelinliklerin vazgeçilmezi duvaklar da gönümüzde yerlerini taç, çiçek ya da benzeri aksesuarlara bırakabiliyor. Duvakların boyu ve modeli ise hem gelinliğe hem de ne kadar süreyle kullanılacaklarına bağlı olarak kararlaştırılmalı. Küçük, nostaljik bir duvarın kullanımı çok daha kolay olabilir. Ayakkabıların rahatlığı da şıklıkları ve gelinliğe uyumları kadar önemli bir diğer konu. Gelinliğinizi ve aksesuarlarını seçerken sizi doğru yönlendirecek bir moda tasarımcısına danışmanızda büyük fayda var. |
|
|
|
|
|
 DAMADIN NOT DEFTERİ Evlenirken damadın hazırlığının hep kolay olduğu düşünülür. Oysa kıyafet seçimi dışında damada düşen görevler oldukça önemlidir. İşte damadın not defterinden bölümler; *Alyansları damadın alması adettir. Tabii model birlikte seçilmeli. *Kendi ailesinden ve yakınlarından kimlerin düğüne katılacağının listesini çıkarmalı. *Düğün hazırlıkları sırasında birkaç arkadaşından yardım istemek damadın koşuşturmasını azaltabilir. *Damatlık diktirilecekse tıpkı gelin gibi terziden çok önceden randevu almalı. *Gelinin hediyesini unutmamalı. Bu saat, takı gibi geleneksel bir seçim olabileceği gibi çok daha değişik bir hediye de seçilebilir. *Balayı için planlar yapmalı. Rezervasyon, ulaşım gibi konular tabii ki müstakbel damadın hazırlıkları listesinde. *Gelin arabasının süslenmesi ve düğün günü bahşişleri için de bir ön hazırlık yapmalı. İşte arkadaş desteğinin tam zamanı... *Fotoğraf, video çekimi gibi konularla ilgilenmeli. *Gelen çiçek ve telgraflara sonradan teşekkür edebilmek için yine bir arkadaş görevlendirilebilir. *Bekarlığa veda partisini de unutmamak lazım... GELİNİN AKSESUARLARI Gelinin şıklığını tamamlayan kuşkusuz aksesuarlardır. |
|
|
|
|
Renkli taşlarla süslü taçlar, düğün günü için özel hazırlanmış ayakkabılar, takılan takılar için işlemelerle süslü keseler, tüylerle, çiçeklerle hazırlanmış değişik saç aksesuarları, zarif takılar, şallar, duvaklar, şapkalar... Hepsi bütünün şık detayları... Gelinlikler gibi aksesuarlar da beyazdan pastel tonlara geçiyor. Uçuk pembe, mavi, krem rengi ürünler artık gelinlik ve saç aksesuarlarında sık sık kullanılıyor. Bu tip aksesuarları, özel tasarımlar yaratan imzaların yanı sıra vitrinleri süsleyen birbirinden şık alternatifler arasından da seçebilirsiniz. |
|
|
|
|
|
 GELİN BUKETLERİ O en mutlu gününde gelinin en şık, en gözalıcı tamamlayıcısı kuşkusuz mis kokulu, rengarenk gelin buketleri... Kimi zaman küçük zarif bir buketle, kimi zaman gösterişli bir tasarımla taşınıyor romantizm düğünlere... Özenle hazırlanan gelin buketleri, hem gelinin canlılığını ve doğallığını yansıtıyor, hem de düğünün en şık detaylarından birini oluşturuyor. Hazırılğı ve bakımı ayrı bir dikkat isteyen buketinizin gelinliğinizle uyumlu olması kadar dayanıklılığı da çok önemli. ORGANİZASYON FİRMALARI Uzun yıllar sizinle birlikte anılacak, kusursuz bir davet için profesyonel bir çalışma gerekir... Küçük, samimi bir toplantı ya da kalabalık bir misafir grubunu ağırlayacağınız görkemli bir davet; sizin imzanızı taşıyacak farklı, şık bir çalışma... Hayatınızın en heyecanlı, en unutulmaz dakikalarını tüm dostlarınızla paylaşaccğınız kusursuz bir düğün daveti için hazırlıklara çok önceden başlamalısınız. Eksiksiz bir davet için yardım alabileceğiniz adresler ise, şekerden devetiyeye, masa düzenlemesinden sandalye giydirmesine, ses ve ışık düzeninden çiçeklere kadar her konuda, tecrübeli ekipleri ve birbirinden şık, her bütçeye uygun tasarımları ile organizasyon firmaları. Uzun yıllardır hayalini kurduğunuz bir düğün ve tabii bütünü tamamlayan şık detaylar; şekerler, davetiyeler, masa kartları, anı defterleri, yüzük yastıkları, imza için özel kalemler... Sizin tasarladığınız ya da aklınızda hiç olmayan bir motif, sevdiğiniz bir renk, bir biçim, belki de tamamen sizi yansıtan değişik bir çalışma... Hepsi düğününüzün unutulmaz anıları. |
|
|
|
Ve hepsini sizin için en özgün tasarımları yaratan organizasyon firmaları üretiyor. Klasik badem şekerleri; bembeyaz ya da rengarenk... Her zaman saklayabileceğiniz küçük kutular, belki de şık lavanta torbaları, nazar boncukları, gümüş şekerlikler, yapma çiçeklerle kombine edilmiş özgün tasarımlar. Ya da farklı motiflerde çikolatalar. Nikah şekeri alternatifiniz öyle çok ki... Davetiyeleriniz de renk ve biçimleriyle düğünün diğer detaylarıyla uyum içinde... Sade ya da baskılı motiflerle, kimi zaman yapraklar, kuru çiçekler gibi küçük aksesuarlarla süslü davetiyeler, kimi zaman baş harflerin işlendiği tasarımlar. Püsküller, melekler, inciler, saten kurdeleli fiyonklar... Belki iri bir deniz kabuğunun içinden çıkan bir davet, belki bir ferman. Bu özel günün davetini çok özel tasarımlarla yollayabilirsiniz. Sofra tasarımları, masa kartları gibi diğer tüm düzenlemeler de bütünün şık detayları... |
|
|
|
|
|
 DÜĞÜN PASTALARI |
|
|
|
İşte düğünlerin en tatlı anısı... Birbirinden gözalıcı asarımlarda hazırlanan bu özel pastalar nefis tatlarıyla da düğünün unutulmazları arasında yer alıyor. Çok katıl düğün pastaları yerlerini gittikçe daha az katlı ama daha gösterişli tasarımlara bırakıyor. Özel motifler, değişik süslemeler taşıyan bir model yaratılacaksa pastalar, çoğunlukla maket olarak düzenlenip, sadece gelin ve damadın ilk dilimi kesmelerine uygun şekilde hazırlanıyor. Bembeyaz ya da renkli kremayla kaplı pastanızı taze meyvalar, çiçekler, melekler, yıldızlar, kalpler, uğur böcekleri, inci topları, kelebekler, fiyonklar, deniz kabukları, kuşlar, balıklar, nazar boncukları gibi düğün konseptine uygun binbir çeşit aksesuarla süsleyebilirsiniz. ARABA KİRALAMA İşte bütünün şık bir parçası. Sizi düğününüze götüren araba... Düğün organizasyonunuz, gelinliğiniz, şekeriniz hatta davetiyeniz gibi seçeceğiniz aracın da kişiliğinizi yansıtacağını sakın unutmayın. Üstelik, bu küçük yolculuğu tören heyecanından önce eşinizle başbaşa geçireceğiniz romantik bir gezintiye de dönüştürebilirsiniz. Düğün günü farklı bir araba düşlüyorsanız çok sayıda alternatifiniz var; aile büyüklerine ya da bir arkadaşa ait şık bir araba bu gün için değerlendirilebileceği gibi, şirin bir Vosvos, antika bir Chevrolet ya da eski bir Jaguar düğüne nostaljik bir hava katabilir. Tüm alternatifler arasında düğünlerin en gelenekselleşmiş aracı ise kuşkusuz Limousine’ler. Şoförlü olarak verilen Limousine hizmetleri, yol boyunca şampanya ikramıyla ayrı bir keyife dönüşmekte. |
|
|
|
|
|
 FOTOĞRAF ÇEKİMİ Tüm düğün hazırlığı keyifli bir geceye taşındıktan sonra geriye kalan tabii ki sadece anılar... Ve anıları ölümsüzleştiren film kareleri, teknolojik yenilikler... Birbirinden hoş fotoğraflarla hazırladığınız bir albüm, düğün gibi çok özel bir günü ömür boyu hatırlamak için şık bir seçim. Tatsız bir sürprizle karşılaşmamak için fotoğrafçınızla düğünden önce biraraya gelip, düğün boyunca nasıl kareler isteidğinizi kararlaştırın. Bütçenizi ayarlarken fotoğraf ve video çekimini mutlaka gözönünde bulundurun. EVLİLİK LİSTESİ Yeni evlenen bir çifte götürülecek hediyenin seçimi oldukça zordur. İhtiyaçları olduğu düşünülerek verilen hediyelerin benzerleri diğer paketlerden çıkmaya başladığında hediyeyi alan da ev sahipleri de hayal kırıklığına uğrar. Ayrıca verilen hediyenin de beğenilip beğenilmeyeceğini bilmek çok zordur. İstenmeyen bu gibi durumları önlemenin şimdi çok kolay bir yolu var; evlilik listesi uygulaması. İhtiyaçlarını belirleyip bu hizmeti veren bir ya da birkaç mağaza ile anlaşılıyor. Mutfak, banyo aksesuarlarından yatak odası ürünlerine, gümüşlerden antikalara kadar çeşitli ürünler mağazalarda çift için ayrılıyorlar. Hediye almak isteyenler bu mağazalara giderek bütçelerine ve zevklerine uygun olan bir eşyayı listeden seçip alıyorlar. Böylece hediyenin beğenilmeme, kullanılmama ya da aynısından birkaç tane alınmış olması gibi durumlar da ortadan kalkmış oluyor. Ayrıca bu uygulama ile birkaç arkadaşın toplanıp, çiftin pahalı olduğu için hemen alamamış oldukları bir ürünü de alma şansları doğuyor. |
|
|
|
DÜĞÜN MEKANLARI Bu çok özel gecenin tüm yükünü çekecek olan kuşkusuz düğün mekanı. Bu mekana karar verirken öncelikle davetli sayınızı ve nasıl bir düğün istediğinizi belirleyin. Masmavi sulara uzanan küçük bir teknede mi, büyük bir otelin havuz başında mı, sevimli bir bahçede mi, dev bir çadırda mı yoksa geniş teraslı şık bir restoranda mı “evet” demek istersiniz? Düğünün nerede ve nasıl olacağı hem eşinizle hem ailenizle karar vereceğiniz bir konu. Mekan kararını etkileyecek en önemli unsurlardan birisi ise bütçeniz. Öncelikle gösterişli bir düğünden çok, sıcak bir ortamda, sevdiklerinizle beraber olmanın aslında en ideali olduğunu unutmayın. İlk olarak ailelerinizle görüşüp, toplam davetli sayısını belirlemeniz gerekiyor. Mekanda servis yapılıp yapılmadığını da hemen öğrenmelisiniz. Çünkü, catering servisine ihtiyacınız olabilir. Karar verdiğinizde ödeme planını ve tüm ayrıntıları kağıda dökerek bir anlaşma yapın. Masa düzenlerine davetli sayısından biraz daha fazlasının geleceğini düşünerek hazırlatın. Hafta içi fiyatların daha cazip olduğunu unutmayın! Mekandaki havalandırmanın nasıl olduğu da dikkat etmeniz gereken bir diğer konu. Mekanı masalı düzeniyle de önceden mutlaka görün. |
|
|
|
|
|
 BALAYI Ve işte bütün o tatlı telaşın sonu! Mükemmel bir tatil... Belki hayatınız boyunca bir kere gidebileceğiniz kadar uzak bir yer, belki de tarih, doğa ve eğlenceyi birarada sunan nefis bir tur... Kızgın kumsallar, masmavi sular ya da beyazın sonsuzluğunda kaybolmuş karlı dağlar... Kimbilir belki de kısacık bir tekne gezisi ya da küçük bir sahil kasabası... Tatiliniz nerede venasıl olursa olsun kuşkusuz eşinizle başbaşa olmak onu “size özel” romantizm dolu, hiç unutulmayacak bir anı yapacak. Eğer balayınızda daha önce hiç gitmediğiniz bir yere, özellikle yabancı bir ülkeye gitmeyi düşünüyorsanız, sorunsuz bir tatil için turizm şirketlerinin, bu beldelere yaptıkları turları tercih edebilirsiniz. YARARLANABİLECEĞİNİZ SİTELER http://www.goldas.com/ http://www.dugunum.com/ http://www.ilkdans.com/ http://www.moderngelin.com http://www.evlilikmerkezi.com/ http://www.evlilikservisi.com/ http://www.evlilique.com/aksilik.html |
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 19/3/2008 - Titanic mechanism "devours" its prey - a bulldozer!
Titanic mechanism "devours" its prey - a bulldozer!
If you discount CERN's Large Hadron Collider (which is officially the Largest Machine in the World; see the Google Earth picture below)

then the biggest MOVING machine build by humans would be the giant bucket wheel excavator "Bagger 288" built by Krupp in Germany in 1978.



This enormous mining machine (300 meters long, weight: 45,500 tons) is capable of moving on its treads to the various open-air mine locations. The last such epic transition happened in 2001, when it crawled from one mine to the other - across 22 kilometers of fields, roads, railway crossings, villages and countryside... As it could not go around the obstacles, it headed in a straight line, so the workers prepared the way by piling up sand cushions on top of highways and train tracks, removing power-lines and seeding the fields with special grass to make its progress smoother.
(the ultimate driver seat)
 (source: here)
Imagine seeing such a sight at breakfast, looking out of your kitchen window in a quiet suburbia... Look out, It's Comin Atch Ya! Anyway, it took them 3 weeks to move it. Once in place it started to bite into the coal, rock and earth with the vengeance...
But as the following chilling series of photographs testifies, it was chewing up not only the scenery, but an occasional stray bulldozer:



 Source: Botinok
By the way, Krupps home page shows a few other relatives of this "monster family": -spreader, -crushing plants, -transport crawlers
 
 
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 17/3/2008 - Altın Vuruş
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ata Özer'in uyuşturucu kullanan öğrencilerin saptanması için ortaya attığı "Arı" projesi, iki ilköğretim öğrencisine ait çıktı.
İstanbul Yaşar Cimilli Coşkun İlköğretim Okulu 7'nci sınıf öğrencileri Hamza Kaya ve Senih Erden'in "Bizim Arılar Uyuşturucu Yakalar" projesi, 29-30 Mart 2008'de yapılacak 16. INEPO Çevre Proje Olimpiyatları'nda da "Çevre Biyolojisi" kategorisinde yarışacak.
Sponsorları arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin de bulunduğu olimpiyatların resmi sitesinde öğrencilere "proje sahibi, projesinin kopyalanmasını istemiyorsa yarışma öncesinde patent başvurusu yapması tavsiye edilir" uyarısında bulunuluyor.
GÜMRÜKÇÜ ARILAR
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ata Özer'in perşembe günü açıkladığı projeyi Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik "umarım şaka yapıyordur" şeklinde değerlendirdi. Öğrenciler İNEPO başvuru formunda projenin amacını "Arıların gümrük kontrolü ve okul gibi kapalı ortamlarda uyuşturucu gibi zararlı maddeleri bulmasını sağlamak" olarak ifade ediyor. Başvuru formunda, öğrencilerin deney için gerekli olan uyuşturucu maddenin de Milli Eğitim Müdürlüğü'nün desteği ve resmi izinle temin edildiği belirtiliyor. Milli Eğitim Bakanlığı'nın da desteğiyle gerçekleştirilecek 16. Çevre Proje Olimpiyatı'nda dereceye girecek projeler daha sonra sergilenecek.
PROJE İŞLEVSEL GÖZÜKMÜYOR
Diğer yandan, Arı Projesi, psikolog ve psikiyatrların yanı sıra, arı yetiştiricileri tarafından da çeşitli eleştirileri beraberinde getirdi. Arıların iklim şartlarına göre en fazla 5 kilometrelik alanda uçabileceğini belirten uzmanlara göre, arıların okullarda öğrencilerle buluşturulması için arı kovanlarının ya okul bahçelerine yakın yerlere yerleştirilmesi, ya da kavanozlarla okula getirilmesi gerekiyor.
Ancak kovanların okul civarında bulunması tehlikeli olduğu gibi, kavanozlarla okula taşınacak arılar da kapalı ortamda saldırganlaşacağı için, serbest bırakıldıklarında öğrencileri sokma tehlikesi başgösterebilecek. Ayrıca sadece birkaç ay ömrü olan arıların, eğitilmesi, uyuşturucuya duyarlı hale getirilmesi ve projede kullanılmasının mümkün olmadığına işaret ediliyor. Projeyle ilgili bir diğer nokta da, arıların kış uykusuna yatan hayvanlar olmaları. Uzmanlara göre, projenin bilimsel temeli kanıtlansa bile, okul döneminde sadece iki aylık bir dönem için arılar kullanılabilir.
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 17/2/2008 - Kosova 500 yıl Osmanlı yönetiminde kaldı...
Kosova 500 yıl Osmanlı yönetiminde kaldı...
Bağımsızlığını ilan eden Kosova, yaşlaşık 500 yıl boyunca Osmanlı yönetiminde kaldı. Osmanlı İmparatorluğu'nca 1375 yılında fethedilen Kosova'ya yerleşen Türkler, 1877-78 harbinden sonra Osmanlı'nın etkinliğinin azalmasıyla azınlık durumuna düşmeye başladı. Balkan savaşları sonucu (1912-1913) elden çıkan bölgedeki Türkler, krallık (1918) ve komünist Yugoslavya (1945) döneminde üç büyük göç ve katliama uğradı. 1930 yıllarında kamulaştırma reformu altında Türklerin elinden araziler zorla alınarak Sırplara verildi ve Türkler göçe zorlandı. İkincisi ise 1956-60 yılları arasında Türklerden silah toplama kampanyası adı altında büyük eziyet başladı ve bunun sonucu olarak ikinci kez göç yaşandı. Sırpların bu iki baskısından sonra, 1968-1990 yılları arasında da Türkler, Arnavutların asimilasyon politikasına maruz kaldı. Bütün bunlara rağmen Kosova'da kalan resmi istatistiklere göre 12 bin, gerçekte 20-25 bin Türk, oradaki Türk kültürünü yaşatmayı başardı. Bir söylenceye göre, 1. Kosova Savaşı (1389) sonrasında savaşta ölen Türk askerlerin kanının bir göl gibi toplanması sonucunda, Ay ve Yıldız'ın bu göl üzerinde yansımasıyla oluştuğu kabul ediliyor. Tarih kitaplarına göre Osmanlılar, 1389'da Sırplara ve Avrupalı müttefiklerine karşı kazandıkları meşhur Kosova savaşından sonra bölgeye tamamıyla hakim oldu ve Kosova vilayeti 1877 yılında teşkil edildi. Halil Rıfat Paşa bölgenin ilk valisi tayin edildi. Vilayetin merkez sancağı 1879-1893 tarihleri arasında Priştine, 1893 tarihinde itibaren ise Üsküp şehri oldu. Kosova Vilayeti'nin nüfusu 1893 tarihi itibariyle 847 bin 419'du. Bunun 507 bin 80'i Müslüman, 340 bin 339'ı Hristiyan'dı. Vilayet 1896 yılında 6 sancağa ayrıldı. Bunlar; Üsküp (Merkez) Priştine, Prizren, İpek, Yenipazar ve Taşlıca sancaklarıydı. Vilayette Türk, Arnavut, Boşnak gibi Müslüman unsurlar ve Bulgar, Makedon, Sırp, Rum, Ulah gibi Hristiyan birçok etnik unsur bir arada yaşadı. Berlin konferansında (1878) Kosova'nın büyük bir kısmı Sırbistan ve Karadağ'a havale edildi. Bu karar, konferanstan önce başlamış olan etnik temizlik hareketini hızlandırdı. Nis, Leskovça ve Topluca gibi şehirlerin nüfusu Türkiye'ye göç etmeye zorlandı. 22 Mart 1913 yapılan Londra Sefirler Toplantısı sonucu Arnavutluk'un bağımsızlığı tanınırken Kosova, Sırbistan'a bağlandı.1919-1920 Versay Barış Konferansı ile Kosova'nın Sırbistan'a bağlanması meşrulaştırıldı. -TİTO YUGOSLAVYASI'NDA KOSOVA-
İkinci Dünya Savaşı sırasında İtalya'nın Almanya'ya teslim olması üzerine Tito tarafından kurulan meclisçe Yugoslavya 1945 yılında ilan edildi ve monarşi yıkıldı. Bu olaydan sonra Kosova, Yugoslavya'ya bağlı bir eyalet statüsüne geçti. Kurulan yeni Yugoslavya Federal Halk Cumhuriyeti'nde yönetimin uyguladığı baskı politikası sonucu yine Müslüman topluluğunun Türkiye'ye göçü devam etti. Özellikle, Kosova Türklerinin göçü, Sırp yönetimin 1953 yılında silah toplama eylemi sırasında yoğunluk kazandı. O dönemde, Tito Yugoslavyası'nın ikinci adamı konumundaki Aleksandar Rankoviç'in altı cumhuriyet ve iki özerk bölgeden oluşan Yugoslavya'nın Müslüman toplumların yaşadıkları bölgeler olan Bosna-Hersek, Makedonya, Kosova, Karadağ ve Sancak'ta baskıların artması nedeniyle, Türkiye'ye Türk, Boşnak ve Arnavutların göçü daha da hızlandı. İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda kurulan Tito Yugoslavyası'nda da Kurtuluş Savaşı'ndan sonra Türklerin en yoğun yaşadıkları bölgelerde, Kosova ve Batı Makedonya'da (Kalkandelen, Gostivar, Debre) varlıkları kabul edilmedi. Türklerin yoğun ısrarı üzere dönemin Yugoslavya Komünist Partisi, 8 yıllık bir aradan sonra 1951 yılının ilkbaharında Kosova'da da Türklerin varlığını tanıma kararı aldı. Türklerin resmen tanındığı 1951 yılı, Kosova Türkleri için bir dönüşüm yılı oldu. En önemli merkezlerde anaokullar, ilkokullar, Türk kültür-sanat dernekleri açıldı. Priştine Radyosu'nda Türkçe yayınlar başladı. Kosova'da ancak 300-400 kadar Türk var derken, 1953 yılında yapılan nüfus sayımında Türklerin sayısı 34 bin civarında belirlendi. Yugoslavya Anayasası'nda değişiklikler yapılarak hazırlanan yeni 1974 Kosova Anayasası'na göre Kosova'da Arnavutça ve Sırpçanın yanı sıra Türklerin yaşadıkları yerlerde Türkçe de resmi dil oldu. Bu anayasal değişiklikler Kosova'nın Sırbistan kontrolünden kurtulması da demekti. 1975 yılında Priştine Üniversitesi kuruldu. Arnavutça ve Sırpça öğretimin yapıldığı üniversite Arnavutların yüksek öğrenimi için son derece önemliydi. Zamanla, eğitimli genç Arnavutlar yavaş yavaş yönetimi ele geçiriyordu. Slobodan Miloseviç yönetimindeki Yugoslovya'da 1989 yılında, 1974 Federal Anayasası'nın güvence altına aldığı Kosova'nin özerklik hakkini iptal etti. Özerkliği alınan Kosova sıradan bir Sırp belediyesine dönüştürüldü. 1990 yılında Yugoslavya'da çok partili düzene geçildi ve ilk seçimler yapıldı. Arnavutlar, seçimleri boykot ederek 2 Temmuz 1990 günü Kaçanik'te Kosova Cumhuriyeti, 7 Eylül 1990 günü de Kaçanik Anayasası'nı ilan ettiler. 1991'de yapılan referandumda halkın yüzde 99,87'si bağımsızlık için oy kullandı ve tek taraflı Kosova'nın bağımsızlığı ilan edildi. Sırp rejiminin bütün baskılarına rağmen 1992'de Arnavutlar Kosova'da genel seçim düzenledi. Bunun neticesinde Kosova Cumhuriyeti parlamentosu oluştu ve İbrahim Rugova Kosova Cumhuriyeti'nin ilk başkanı seçildi. Kosova'nın bağımsızlığını Arnavutluk tanıdı, Bosna, Hırvatistan ve Slovenya destekledi. -KOSOVA KURTULUŞ ORDUSU-
Aslında Arnavutların Slavlara karşı direnişi Osmanlıların Balkanlar'dan çıkışıyla birlikte basladı. Bu direniş Birinci ve İkinci Dünya Savaşları sırasında da devam etti. Gerçek anlamıyla bir özerklik olmasa da komünizmin döneminde Arnavutlara verilen özerkliğin 1989'da Miloseviç rejimi tarafından geri alınmasıyla, Kosova halkına daha önce görülmedik siyasi baskı ve şiddet arttı ve buna direniş güçlendi. Bütün bu baskılar sonucunda Arnavutlar Sırplara karşı askeri bir örgüt kurdu. 1993'te Kosova Kurtuluş Ordusu (UÇK) tam bir gizlilik içinde kuruldu. UÇK ilk faaliyetini gazetelere verdiği sert açıklamalarla başlattı ve Sırp polis merkezlerine bombalı saldırılar düzenlemeye başladı. Kosova'daki gerçek durumu gözetlemek amacıyla, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Gözetleme Misyonu 1998 yılında Kosova'da göreve başladı. Reçak'ta 15 Ocak 1999 tarihinde bir grup Arnavut sivilin Sırp güvenlik güçlerince katledilmesi, Eski Yugoslavya Savaş Suçları Mahkemesi tarafından soykırım olarak değelendirilerek, dünya kamuoyunun Miloşeviç rejimine son verilmesi, Kosova halkının kurtarılması yönünde ciddi adım atmasını sağladı. Fransa'daki Rambouilet Konferansı'nda 5 Şubat 1999'da Sırp ve Arnavut heyetleri arasında anlaşma sağlanamaması sonucu, barışçıl yollar tükendi ve Miloşeviç rejimine karşı sıra askeri güç kullanılmasına geldi. Bu arada, şiddet eylemleri arttı, Sırp güvenlik güçleri Arnavutlarla birlikte Türk ve Boşnakları da Kosova'dan sürmeye başladı ve yaklaşık 700 bin kişi Kosova'dan kovuldu. Uluslararası topluluğun Miloşeviç rejimiyle bir türlü anlaşma sağlayamaması sonucu, BM Güvenlik Konseyinin çıkardığı 1244 sayılı karara dayanarak 24 Mart 1999 günü NATO güçlerinin Sırbistan üzerine hava harekatı başladı. 78 günlük hava harekatının sonunda Kumanova'da imzalanan Askeri Teknik İşbirliği Anlaşması ile Sırp güvenlik güçleri Kosova'dan geri çekildi, 10 Haziran 1999 günü NATO güçleri Kosova'ya girdi. Çok kısa bir sure içinde, Kosovalıların büyük bir bölümü evlerine geri dönebildi. Balkanlar'da Sırbistan, Karadağ, Makedonya ve Arnavutluk devletlerine sınırı olan Kosova, Haziran 1999'dan bu yana Birleşmiş Milletler tarafından yönetiliyor. İlk yerel seçimler 2000 yılında yapılırken, şimdiye kadar üç yerel ve parlamento seçimi yapıldı. Son seçimleri eski UÇK komutanlarından Haşim Taçi'nin liderliğindeki Kosova Demokrasi Partisi (PDK) kazanarak, Kosova Demokratik Birliği (LDK) ve Kosova Demokratik Türk Partisi'nin de ortak olduğu koalisyon hükümeti kuruldu. Başmüzakereci Marti Ahtisaari'nin yönetiminde tam bir yıl süren Belgrad ve Priştine arasında Kosova'nın nihai statüsüyle igili müzakerelerde uzlaşma sağlanamadı. Ahtisaari'nin Kosova'ya koşullu bağımsızlık öneren planı, BM Güvenlik Konseyinde Rusya tarafından veto edilince, Temas Grubu tarafında bir yıllık yeni bir müzakere dönemi başladı. Geçen yılın sonunda Temas Grubu da BM Güvenlik Konseyine taraflar arasında uzlaşma yönünde ilerleme sağlanamadığını bildirerek Ahtisaari'nin önerisine destek sundu. Kosova, 17 Şubat 2008 günü bağımsızlığını ilan etmekle dünyanın en yeni bağımsız ülkesi sıfatını, yine Sırbistan'dan ayrılan Karadağ'dan almış oldu. Bölgede, 2005 istatistiklerine göre, 2,1 milyonluk nüfusun yüzde 81,6'sı Arnavutlardan oluşuyor. Sırp nüfusunun oranı yüzde 9,9 olurken, kalan bölümü Türkler ve Boşnaklar gibi değişik etnik gruplardan meydana geliyor. Dini yapısına gelince, bölgedeki nüfusun yüzde 91'i Müslüman, yüzde 9'u Hristiyanlardan oluşuyor. Kosova'da 2006 yılının sonunda çıkarılan resmi diller yasasında Arnavutça, Sırpça ve İngilizce resmi diller olarak kabul edildi. Türklerin zorlamasıyla geçen yıl içinde Priştine, Prizren, Mitroviça ve Gilan belediyeleri Türkçeyi resmi diller arasına aldı. milliyet |
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 21/1/2008 - Kelebek Kanadındaki sır
• 3/1/2008 - ''Erkekler ağlamaz.''
''Erkekler ağlamaz.'' ''Erkekler korkmaz.'' ''Erkekler karı gibi gülmez.'' Derken ortalık dul kadından geçilmiyor. Zira erkekler genç yaşta Hakk'in rahmetine kavuşuyorlar. Siz hiç kapı komsusuna sabah kahvesine gidip karısinı çekiştiren erkek gördünüz mü?
Fare görünce bağıran? ''Bu ara sinirlerim zayıf'' deyip habire ağlayan? Oysa onlar da kadınlarla aynı duygulara sahip olarak geliyorlar dünyaya. Lakin daha ilk gün ayaklarına mavi patik giydirmek suretiyle ''Ağir ol bakalım!'' diyoruz.
''Ne alákası var mavi patikle?'' demeyin. Mavi soğuk ve ciddi bir renktir. Kime isterseniz sorun. Ve katiyen tesadüf değildir o patiklerin rengi. Düşünülmüş, taşınılmış, seçilmiştir. Ayağa giydirildiği anda kulağa şunlar fısıldanmış demektir: Sen erkeksin. Erkek olmanin gerekleri vardir. Ömrünün sonuna kadar bunlari yerine getirmekle yükümlüsün.
Ömrünün süresi ise çatlama kat sayına bağlı. İçine ata ata ne kadar yaşayabilirsen artık. Bize sorarsan pek uzun süreceği kanaatinde değiliz. Dikkat edeceğin husus, en dramatik hallerde bile mavi patikli olduğunu unutmamandır.
Misal, Ásık oldun. Sakın belli etme. Bırak karşındaki yansın tutuşsun. Sen ağır ol. Molla desinler yeter ki ásık demesinler.
Misal, Sevgilinden ayrıldın. Sakın ağlayıp sızlama. Yine bırak karşındaki yıkılıp sürünsün. Gözyaşı dediğin kadın kısmına yakışır. Zaten senin gözyaşı bezlerin mavi patik operasyonuyla alınmış bulunuyor.
Misal, Eve hırsız girdi. Tıkırtı duydunuz ya da hırsızla burun buruna geldiniz. Kim boğuşacak adamla? Bak bakalım karının ayaklarına! Ne renk patikleri?
Pembe. Ya hırsızınkiyle seninki? Mavi.
Kural, Mavililer boğuşacak. Pembeliler bağıracak. Herkes görevini bilsin. Ta doğumhanede yapıldı bu iş bölümü.
Misal, Eşinle kavga ettin. Ne yapacaksın? Hiç. İşine gidip hiçbir şey olmamış gibi çalışacaksın. ''Ay İsmail çok sinirim bozuk, benimki sabah sabah anneme laf etti'' diyemezsin.
Karın o esnada telefonun başında, bir sigara ve bir kahve eşliğinde arkadaşlarına seni çekiştiriyor olabilir. Olsun. Onun mazereti var, patikleri pembe.
Misal, Evde aniden bir böcek peydahlandı. Kim gidecek üstüne? Tabii ki sen. Zira karının gitmesi hiçbir işe yaramaz. Böcek renk körü mü? Maviyle pembeyi ayıramaz mı? Ve sorarım sana, hangi böcek pembeden korkar? Ama mavi... Birrrrr.
Misal, Savaşa gidilecek. Kim gidecek? Tabii ki Mehmetçik. Sen hiç ''Vatan sağolsun'' diye bağıran Ayşecik gördün mü? Benim bildiğim Ayşecik kameranın karşısında ''Size baba diyebilir miyim amca?'' diyordu.
Ve hatırladığım kadarıyla omuzunda tüfek falan da yoktu. Diyeceğim, Mavi patikli olmak zor zanaat.
Özellikle de seviyorken... |
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 1/1/2008 - BU YILINIZI İYİ GEÇİRDİNİZ Mİ?
BU YILINIZI İYİ GEÇİRDİNİZ Mİ? Bu yılınızı iyi geçirdiniz mi? Sağlıklı olduğunuz için hiç sevindiniz mi? Bu yıl hiç gün ışığı ile uyandınız mı? Kaç kez güneşin doğuşunu izlediniz?
<******>******>
Bir neden yokken kaç kişiye hediye aldınız? Kaç sabah yolda bir kediyi okşadınız? Bu yıl yeni doğmuş bir bebek parmağınızı sıkıca tuttu mu hiç? Ve siz onu hiç kokladınız mı? Yaz gecelerinde ne çok yıldız olduğuna hiç şaşırdınız mı? Kendinize bu yıl kaç oyuncak aldınız?
<******>******>
Kaç kez gözlerinizden yaş gelinceye kadar güldünüz? Yaşlı bir ağaca sarıldınız mı bu yıl? Çimlere uzandığınız oldu mu? Çocukluğunuzdan kalan bir şarkıyı söylediniz mi hiç? Hiç suda taş kaydırdınız mı bu yıl?
<******>******>
Kaç kez kuşlara yem attınız? Bir çiçeği dalındayken kokladınız mı? Bu yıl kaç kez gökkuşağı gördünüz, Ya da hediye alan bir çocuğun gözlerindeki ışığı? Kaç kez mektup aldınız bu yıl? Eski bir dostunuzu aradınız mı hiç? Kimseyle barıştınız mı bu yıl?
<******>******>
Aslında mutlu olduğunuzu kaç kez farkettiniz bu yıl? İyi bir yılın, bunlar gibi bir çok küçük şeye bağlı olduğunu hiç düşündünüz mü bu yıl? Yeni yılda düşünün! Baharda hemen yayılın çimenlerin üzerine...
Acele edin, er veya geç; çimenler yayılacak üzerinize... Can Dündar |
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 20/12/2007 - KibarTAVASAV5
• 23/11/2007 - Yapay Yağmur
|