|
Parmak izi gibi hisleri de ta kendisidir insanın. Yani; düşleri, korkuları, umut ettikleri, bildikleri, merak ettikleri, istekleri insanın kendi dünyasının parçalarıdır. Ve bu dünyanın merkezini beklentileri oluşturur. İnsanın hayattan beklentileri ‘yaşamaktan’ ne anladığına bağlıdır.
Elde olmayan, olması istenen, hayali kurulan şeylerdir beklentilerimiz. Yaş, konum, yaşayış tarzı, karakter insanın beklentilerini şekillendirir. Bir çocuğun beklentileri oyuncak, bisiklet, harçlık gibi şeyler olabilirken babanınki ev, araba ya da daha iyi bir iştir. Hasta olan insanınki sağlık, fakir insanınki refah, zenginin daha çok gelir, işçininki zam, çiftçininki daha çok hasat, bekarınki evlilik, çocuksuzunki çocuk vs. vs. beklenti denilince ilk akla gelenlerdir. Tabi en mühimi sağlık ve huzurdur ve herkesin beklentileri arasında mutlaka yer alır lakin şahsa göre öncelik sırası değişebilir. Yaşam boyu toplum içinde saygınlık, iyi bir kariyer, rahat bir yaşam ya da çok lezzetli yemekler pişirebilmek, çok güzel yazılar yazmak, resim çizebilmek, tanınmak istemek gibi çeşitleri arttırılabilir. Kişiye özeldir beklentileri, kişinin ilgi alanını kapsar.
İnsanın ilgi alanı daralır bazen. Mesela aşık olur. Hayattan tüm beklentilerini kendi üstüne toplayabilen bir kavramdır aşk. İnsanın gözünü karartan, hayatını allak bullak edebilen, kimi zaman ayaklarını yerden kesmişçesine yaşama sevinci veren, kimi zaman günden güne gönlüne zulmeden aşk. Büyük, küçük, zengin, fakir hiçbir sosyal statü ayırt etmeden insanın hayatının merkezine oturabilir. Yani tek isteğin olur, sevilmek. Onun tarafından sevilmek, fark edilmek, ya da onunla kurulacak mutlu bir yuva. Yani bunlarda çeşitlendirilebilir, aşık olanın psikolojisine göre. Yani erkek olan sevdiğini evinin kadını yapmak hayalleri kurarken, kadın olanda çocukta yaparım kariyerde hayalleri kurabilir. Sonuçta hepsinin içinde başrolde onun olduğu, her şeyin iki kişi için kurgulandığı beklentiler zinciri oluşur.
Hayattan beklentilerin, hayatındakilerden beklentilerindir. Sevgi, saygı, dürüstlük gibi. İlişkilerine göre değişen faktörler. Mesela anne babaların çocuklarından beklentileri ki çoğu anne yaşamını çocuğununki ile ortak kullanır derecede hayatını ona adar ve bu doğrultuda fazlasıyla beklentisi vardır, hayattan ve çocuğundan. Taktirler, mastır, gurur verici bir meslek, mürvet, torun derken beklentiler aynı noktada toplanır. Öyleyse sevdiklerimizle, yakınlarımızla ortak planladığımız, hayattan ortak beklentilerimiz de olur. Birey olarak, aile olarak, ülke olarak aynı doğrultuda güzel şeyler bekleriz, kendi adımıza ve birbirimiz adına. Mesela iş arkadaşlarımızla ortak olan en popüler beklentimizdir zam. İster istemez aynı beklenti çevresinde toplanırız, beklide hiç hoşlanmadığımız, anlaşamadığımız biri ile tek ortak noktamızdır, aynı şeyi beklememiz. Tam terside olabilir bilinçli bir şekilde başkaları adına dualar edebilir, hayattan onlar adına da güzel şeyler bekleyebiliriz. İyi dileklerde bulunuruz, bazen hayaller kurarız geniş çaplı. Yani insanın hayattan beklentileri sadece kendisini kapsamaz, ilişki içinde bulunduklarını ve onların hayatlarını da kapsar.
Zamanla beklentiler de değişir. Elde edilmişler, kaybedişler, hayata dair yeni keşifler beklentileri arttırabileceği gibi azalttığı da olur ki genelde azalttığı görülür. Hayat devam ettikçe, en sevilen ama hep giyilmekten aşınmış bir kazak gibi yıpranır ruhumuz. Yıprandıkça törpülenir, her düşüşte hedef küçültür. Yenildikçe yeni yarışlara girmekten kaçınıp, eldekiyle yetiniriz. Ama asla beklentilerin sonu gelmez. Sadece azalır. Hani hayattan bezmiş, nefesten başka canlılığına dair işaret olmayan, ölümünü bekleyen insanlar derler; artık hayattan hiç beklentim kalmadı, diye. Yani olsun yada olmasın insan doğasındandır bir şeyler istemek, beklemek. Normali de budur. Fazla isteksizlik bünyede yaşama isteksizliğine yol açar. Ömür sürdükçe beklentilerimizin gerçekleşmesi, ve gerçekleşmesini dilediğimiz beklentilerimiz olması dileğiyle. Çünkü beklentileridir insanı yaşatan.
Yazarlar Kulübü / Pınar AKYOL |