TÜRK LİRASI BANKONOTLARININ GÖRSELLİĞİ ÜZERİNE

TÜRK LİRASI BANKONOTLARININ GÖRSELLİĞİ ÜZERİNE

Ali Pekşen


" (...), hiç kaybolmamış Oğuz hatıralarının ideolojik yeniden-üretimlerini, ve ikincil bir sivriltmeye uğratılmış eski Oğuz soylularının (...) devlet mekanizmasından dışlanması sürecinin ön hazırlığında, Osmanlı kendi Kayı'lığını vurgulayacak, para ve silahlara Oğuz damgası vuracaktır."
Ümit Hassan 1



Bu çalışma, Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin 1927 yılında çıkardığı ilk banknottan (Bir Türk Lirası), 2001 yılında çıkardığı son banknota (Yirmi Milyon Türk Lirası) kadar tüm banknotlarda kullandığı görsel malzemeleri ve tasarımları, tür, renk, içerik açısından karşılaşatırmalı olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Kullanılan görsel malzemelerin seçimiyle, dönemin iktidarları, onların politikaları ve ideolojileriyle bir paralellik olup olmadığı; hem tasarım açısından hem de bu tasarımda kullanılan görsel malzemeler açısından bir geleneğin oluşup oluşmadığı, cevap bulmaya çalıştığımız temel sorular olmuştur.

Bir para türü olarak banknotun2 , modern dünyamızda ekonomik anlamda bir değişim ve kıymet ölçüsü olarak yaygın kullanımının ve dolaşımının yanısıra, hukuki anlamda resmi bir belge olması ve meşru bir siyasi iktidar tarafından çıkarılabilmesi nedeniyle o iktidarı halk nezlinde temsil ettiği söylenebilir. Bu temsiliyetin sadece ülke içi olmadığı, uluslararası bir buyutunun da bulunduğunu hemen ekleyelim. Aslında devletin bu temsiliyet dolayısıyla halkla (tek yönlü) bir iletişim kurma kanalına, başka bir değişle bir propoganda kanalına sahip olduğu da düşünülebilir. Bu çalışma tam da bu anlayışla, devletin tedavüle çıkardığı banknotlar aracılığıyla, daha doğrusu bu banknotlarda tercih ettiği görsel malzemelerle ve tasarımla, bellirli bir düşünceyi, ideolojiyi ya da mesajı halka ilettebileceği önkabülünden hareket etmiştir. Türkiye'de ekonomik enflasyona paralel bir banknot enflasyonu olduğu, 1927'den 2001'e tedavüle çıkarılan banknotlarda rakamlarla birlikte, bazı tasarım unsurları hariç kullanılan görsel malzemenin ve tasarımın da durmadan değiştiği, pek çok ülkeden farklı olarak (bütünsel bir tarz oluşturma anlamında) bir banknot geleneği yaratılamadığı hatırlanırsa, bu "iletişim kanalı", ülkemizde, görsel kültür açısından incelemeye değer bir mesele olarak durmaktadır.

Üstelik iktidarın yeni sahibi AKP, 1 Ocak 2005'ten itibaren banknotlardaki 6 sıfırı atıp Yeni Türk Lirası'na geçme kararı aldı. 1.000.000 TL. 1 YTL.'ye eşitlenecek; en küçük para birimi 1 Yeni Kuruş, en büyük para ise 100 Yeni Türk Lirası olacak. Birinci aşamada şu an kullanılan TL.'ler ile YTL 2005 yılının sonuna kadar beraber kullanılacak, 2006 yılından itibaren ise tamamen yeni paraya geçilecek. Fakat yasa aynı zamanda YTL.'den TL'ye yeniden geri dönme yetkisi de tanıyor. Yani ikinci aşamada 2006 yılından sonraki bir tarihte, 'Türk Lirası' ibaresinin yanına konulan 'Yeni' ibaresi kaldırılacak ve TL. Yeniden kulanılmaya başlanacak. Her ne kadar ilk aşamada banknotların tasarım olarak değişmeyeceği söylense de, bu karar, uzun vadede paralarımızda görsel olarak da bir değişim yaşanabileceği anlamına geliyor. AKP'nin önündeki tarihi fırsatı kaçırmayacağı ve ne yazık ki paralara kendi 'damgasını' vuracağı söylenebilir. Siyasal İslamı temsil eden bir iktidarın banknotları şekillendirecek olmasından geçmiş deneyimler nedeniyle açıkcası tedirginlik duymaktayız. Bu dönemecin hemen öncesinde, Türk Lirası banknotlarının görselliği üzerine yürütülecek bir tartışma daha da gerekli hale geliyor.

Banknotların Görselliğine Genel Bir Bakış

Paranın üzerine yerleştirilen görsel malzemelerle bir tür "siyasi propaganda" aracı olarak kullanımı tarihsel bir olgudur. Üzerinde imparatorların portreleri, Roma kartalı, savaş gemisi, vb. olan Roma İmparatorluğu'nun iktidarının sembolü demir paralardan, İngiliz kraliyet simgeleriyle dolu, sömürgelerde basılmış Büyük Britanya paralarına ve her yeni padişah ile değişen Osmanlı İmparatorluğu'ndaki sikkelere, paranın serüveni pek de farklı değildir. Her yeni imparator, kral, hükümdar, padişah, devlet başkanı, hükümet, kendisini (iktidarını) hatırlatan ve simgeleyen parayı başmıştır.


50 'guruşluk' Osmanlı Kaimesi

Cumhuriyet dönemi banknotlarına geçmeden önce, Osmanlı dönemi paralarına kısa da olsa yakından bakmak yerinde olacaktır. Tanju Demir, Anadolu Selçukluları ve Anadolu beylikleri döneminde, az sayıda örneğine rağmen Türk hükümdarlarının paralarda simgesel resimlerinin çok uzun süre kullanılmadığını ve geleneksel İslami sikke biçimine dönüldüğünü belirtir.3 Şüphesiz bu duruma resmi İslam anlayışında resmin yasak olması yol açmıştır. Cumhuriyetin ilk Türk Lirası banknotlarına kadar paralarda resim görmek mümkün olmayacaktır. Geleneksel İslami biçim, Demir'in belirttiği gibi, hükümdarın tanıtıldığı bir ön yüz yazısından ve genellikle kelim-i şahadetin yer aldığı arka yüzden oluşmaktadır. Osmanlı paralarında "portrenin yerini 'tuğra-yi garra' adı verilen, padişahın ve babasının isminin 'el muzaffer daima' ibaresiyle harmanlanmış hali olam grift yazı kümesi" tutmuştur. Demir, Osmanlı Devleti'nde paranın propaganda amacıyla kullanımına rastlanmadığını ileri sürer. Bu yorumuna katılmak mümkün değil. Arka yüzü sabit kalan paraların ön yüzündeki saltanatı simgeleyen "tuğra-yi garra"nın tahta çıkan her padişahla birlikte değişmesi ve eskilerin geçersiz olması (yani 'tecdid-i sikke' 4) propoganda değil de nedir ki?


5 Liralık Osmanlı kaimesi

Kırım Savaşıyla birlikte kullanımı yaygınlaşan Osmanlı banknotu kaimenin ön yüzünde yine tuğra yeralmakta, üzerindeki yazılarda da kağıt paranın çıkarılılış amacı anlatılmakta, bu nedenle birer bonoya benzemektedirler.

Bu noktada önemle vurgulanması gereken nokta, Cumhuriyet'e değin çıkarılan kağıt paralarda bilgi vermeye yönelik tipografik elemanlar ve süsleme amaçlı desen ve motifler hariç, bu gün kullanılan portre, manzara, resim, vb. gibi görsel malzemeye yer verilmediğidir.

Türk Lirası Bankonotlarına Genel Bir Bakış

Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk banknotu 1927 yılında Osmanlı Bankası tarafından tedavüle çıkarılmıştır. 1930'da T.C. Merkez Bankası'nın kuruluşundan sonra banknot çıkarma yetkisi bu bankaya devredilmiştir. Merkez Bankası özerk bir yapıya sahip değildir, hiyerarşik olarak hükümete bağlı bir bankadır. Dolayısıyla hazırladığı bir banknotu ancak başbakanlıktan onay aldıktan sonra tedavüle sokabilmektedir. Bu onay mekanizması banknotları tasarım açısından iktidarın yönlendirmelerine açık tutmaktadır. Banknotların fiili olarak basımından ise, Merkez bankası bünyesindeki Banknot Matbaası5 Genel Müdürlüğü sorumludur. Ancak bu müdürlüğün 1957 yılından sonra banknot basımına başladığını, o tarihe kadar ise banknotların yurtdışında, önceleri İngiltere'de (1920'li ve 30'lu yıllar), sonraları Almanya ve Amerika'da (1940'lı yıllar) bastırıldığını görmekteyiz.6

1927'den günümüze 75 yılda 59 değişik banknot tedavüle çıkartılmıştır. Aynı banknotun değişik renklerini de hesaba katarsak bu sayı 73'e ulaşmaktadır. Her yıl bir yeni banknotu tedavüle sokmak demektir bu. 1927-1981 arası aynı değerde banknotlar çıkartılır, rakamlar değişmez: 1, 2,5, 5, 10, 50, 100, 500, 1.000 TL. Ancak 1981 yılından itibaren ülkedeki ekonomik enflasyona paralel olarak banknotlar üzerindeki rakamlar değişmeye, sıfırlar başdöndürücü bir hızla artmaya başlar: 5000 (1981), 10.000 (1982), 20.000 (1988), 50.000 (1989), 100.000 (1991), 250.000 (1992), 500.000 (1993), 1.000.000 (1995), 5.000.000 (1997), 10.000.000 (1999) ve son olarak 20.000.000 (2001)7. Bol sıfırlı yeni banknorlar tedavüle sokulurken eskileri de yavaş yavaş tarihe karışır.

Bütün bu benzer ya da değişik değeredeki banknotlar yedi emisyon dönemi boyunca belirli sayıdaki seriler halinde tedavüle sokulmuş, genellikle her yeniden basımda veya her yeni değerde, görsellik ve tasarım da değişmiştir. Hemen belirtelim ki, kullanılan görsel malzemelere bakıldığında, bunların seçiminde belirli bir politikanın olduğunu iddia etmek, yani ilk emisyon grubundan günümüze dek sürdürülen tutarlı bir tercihler silsilesinden bahsetmek mümkün görünmüyor. Türkiye'deki genel siyasal ve ekonomik istikrarsızlığa benzer bir istikrarsızlıktan bahsedilebilir. Emisyon dönemleri arasında bir kanbağı ve akrabalık yakalamak imkansız gibi. Dünya da ise farklı uygulamalara rastlamak mümkün. Örneğin Almanya'da, ikinci Dünya Savaşı'ndan sonra basılan banknotlar günümüzde yerini Euro'ya bırakana dek sadece bir defa değişmiş, ancak bu değişim bile bir kopuş şeklinde olmamış, yeni ve eski banknotlar arasında tasarım ve görsellik açısından kanbağı sürmüştür. Ayrıca kullanılan görsel malzemeye baktığımızda çok açık ve süreklilik arzeden bir gelenekle ve politikayla karşılaşıyoruz. Tüm banknotlarda görsel malzeme olarak, Dünya bilim ve kültür hayatına katkıda bunulduğu düşünülen Alman yazar, bilim adamı, mimar, müzisyen, doktor vb. kullanılmıştır.8 Örneğin (1000 M'de) Grimm masallarının yazarları Wilhem (1786- 1859) ve Jacob Grimm (1785- 1863), (500 DM'de) doğabilimci Maria Sibylla (1647- 1717), (100 DM'de) compositör Clara Schumann (1819- 1896). Hepsinin tarihi kişilikler olduğunu, politik boyutun değil kültürel boyutun ön planda olduğunu teslim etmeliyiz. Bunu özellikle bizim banknotlara gönderme yaparak söylüyoruz. İlerde göreceğim üzere, 80'li yıllarda çıkarılan bir dizi banknottta kullanılan tarihi kişilerin seçiminde, yukarıda örneklemeye çalıştığımız zihniyetten farklı olarak, ideolojik bir kuşatmayla karşı karşıya kalacağız.

Görsel malzeme olarak Atatürk banknotlarımızda önemli bir yer tutar. Banknotların ön yüzünde kısa bir dönem kullanılan İnönü resimleri hariç daima Atatürk resimleri kullanılmıştır. Banknotlarımızın (ideolojik) demirbaşı olarak Atatürk resimleri çoğunlukla sağa yada ortanın sağına yerleştirilmiştir. Yanlızca 10 milyonluk banknotta Atatük'ü solda görüyoruz. Yine heykelleri dışında hep sivil giyimli Atatürk tercih edilmiştir. 6. emisyon dönemine kadar hep ciddi ve sert bakışlı Atatürk resimleri kullanılılır. Bu emisyon grubunun 3 banknotu olan 5, 10 ve 20 TL.'lerde ilk defa gülümseyen reimleriyle karşılaşırız. Ayrıca Atatürk resimlerinin özellikle 1990 sonrasında büyümeye başladığını belirtmemiz gerekir.

Banknotların üzerinde en çok Ankara (% 48) ve İstanbul (%22) kentleri görülür. Karşımıza çıkan diğer kentler Edirne, Konya, İzmir, Antalya, Çanakkale, Akyon, Ağrı, Sivas, Sakarya ve Urfa'dır.

Yeşil (%27.4) ve kahverengi (%23,8) rengin yaygın kullanımı göze çarpmaktadır. En çok kullanılan diğer renkler kırmızı, mor, mavi ve menekşe rengidir. Ayrıca eflatun, gri, sarı, kremit rengi, portakal, bej, pembe renklerine de rastlamak mümkün.

Resimlerin türüne gelince, cansız varlıklar (%75) canlı varlıklardan (%25) daha fazla kullanılmıştır. Yani insan ya da hayvan yerine binalar, ve bizim yapı olarak nitelendirdiğimiz anıtlar, kaleler, hisarlar, barajlar ve köprüler tercih edilmiştir. Cansız varlıkların kullanımını kendi aralarında sınıflandırırsak, %34 ile yapılar ilk sıradadır; onu %24 ile manzara ve % 17 ile bina resimleri izlemektedir. En çok kullanılan bina ve yapılar Merkez Bankası, TBMM ve Ankara Kalesi'dir. Boğaz manzarası da sık kullanılır. Resimlerde görülen canlıların çoğu insandır (%74), diğerleri ise (iki defa olmak üzere) kurt, keçi ve (bir defa olmak üzere) güvercindir.

Bundan sonraki bölümlerde banknotlar çıkarıldıkarı emisyon gruplarına göre değerlendirilecektir. Bu değerlendirme yapılırken bir yandan her grubun kendi özellikleri incelenmeye hem de diğer gruplarla karşılaştırılmaya çalışılacaktır.


(Banknot 1)
9

Atatürk Dönemi Banknotları: Birinci Emisyon Grubu (1927- 193910)

Bu emisyon grubu genç Türkiye Cumhuriyet'in ilk banknotlarını oluşturur. Banknotlardaki görsel malzeme tercihinin dönemin iktidarı ve onun politik ve ideolojik tercihleriyle birebir ilintili olduğunu belirtmeliyiz.

1, 5, 10, 50, 100, 500 ve 1000 TL. olmak üzere 7 adet farklı banknot tedavüle çıkartılmıştır. Serinin ilk 3 banknotunda, gizli olanın dışında Atatürk resmi kullanılmamıştır. Belirtmek gerekir ki, günümüze dek bu üç banknot dışında üzerine Atatürk resmi olmayan başka hiç bir banknot basılmaz. 500 ve 1000 TL.'de ise bir yüzünde ve sağ tarafta sivil bir Atatürk resmi görülür. Bu resim hepsinde aynıdır. Ayrıca paraların arka ve ön yüzlerinde aynı renkler kullanılmıştır.

Cumhuriyetin ilanının üzerinden henüz dört yıl geçmiştir. Henüz harf devrimi yapılmadığından, banknotlarda Latin harfleriyle birlikte Arap harfleri de kullanılmıştır.

1927 yılında çıkarılan 1 liralık banknotun arka yüzünde Büyük Millet Meclisi'nin ilk binası ve onun önüde karasabanla çift süren bir köylü görünür. (Banknot 1) Bu görsel düzenleme Atatürk'ün "Köylü milletin efendisidir" sözüyle uyum içindedir. "Türkiye'nin hakiki sahibi, hakiki müstahsil olan köylüdür. O halde herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstahak ve layık olan, köylüdür. TBMM hükümetinin iktisadi siyaseti, bu asli gayeyi istihsal etmeye matuftur."11 Ön yüzünde de eski başbakanlık binası vardır. Genç Türkiye Cumhuriyeti meşruluğunu sağlama çabasındadır. Hem kendisini hatırlatır hem de köylünün (halkın) yanında, köylüden yana olduğunu vurgulama çabası içinde gibidir.

(Banknot 2)

(Banknot 3)

Dönemin Türklük tezleri de 5 ve 10 liralık banknotlara yansımış gibidir. 5 liralık banknotta ön yüzün ortasında ve 10 liralık banknotta yine ön yüzün sağ tarafında (sonradan Atatürk'ün, kısa bir süre de İnönü'nün yerleşeceği yerde) Kuvvayi Milliye ordusunun şapkasında kullanılana benzer ay yıdızın çerçevelediği, arka fonunda Ankara Kalesi'nin görüldüğü, koşan bir kurt resmi çıkıyor karşımıza. Yoğun ve başarılı sembol kullanımı dikkat çekicidir. (Banknot 2) Banknotlarda Atatürk resmi görülmese bile onu temsilen bozkurtun kullanıldığı düşünülebilir. Türk efsanelerindeki Türk ulusunu yok olmaktan kurtaran, ona yol gösteren kurtla Atatürk özdeşleştirilmekte ve fakat TBMM'ne de vurgu yapılmaktadır.

Yine bu üç banknotta, diğerlerinden farklı olarak, yukarıda bahsedilen görsel malzemenin yanında yanlızca Ankara'dan görüntülere yer verilmiştir: Başbakanlık binası, ilk TBMM binası, Ankara Kalesi ve Ankara'da bir köprü. Ankara Kurtuluş Savaşı sırasında önemli bir merkezdi. Yeni cumhuriyetin ise yeni başkenti olmuştur. Ankara resimlerinin bu yoğun kullanımı bu kentin yeni Başkent oluşuna ya da başkent olarak seçimine bir gönderme olarak okunabilir. Hatırlanacağı gibi, o dönemde başkent olarak Ankara'nın tercih edilmesi kimi kesimlerce eleştirilmiş, İstanbul'un daha uygun olduğu görüşleri dile getirilmişti. Banknotlardaki Ankara tercihi ile hem bu kentin başkent olarak seçimine vurgu yapıldığı hem de bahsedilen eleştirlere bir yanıt verildiği söylenebilir. Serinin diğer paralarındaki görüntülere bakıldığında bu tercih daha da anlamlı hale gelir: 50 liralık banknotta Afyon'dan bir görüntü ve 500 liralık banknotta Sivas'tan bir görüntü. Her iki kentin de Kuruluş Savaşı sürecinin önemli kentleri olduğunu hatırlatmaya sanırız gerek yoktur.


(Banknot 4)

Bu emisyon grubunun en büyük parası olan 1000 liralık banknotta demiryolu görüntüsüne yer verilir. (Banknot 4) Atatürk döneminde büyük bir demiryolu hamlesi gerçekleşir. Yanlızca 1923-1930 yılları arasında, hiç bir dış yardım alınmadan toplam 2300 km. demiryolu inşa edilir. 1938'e geldiğimizde bu rakam 3578 km.'ye ulaşır. Bu tarihten günümüze dek yanlızca 80 km. demiryolu yapıldığı hatırlatılırsa bu demiryolu hamlesinin büyüklüğü daha da iyi anlaşılır. Demiryolu resminin bu grubun en değerli parasında kullanılması bu açıdan manidardır.

Son olarak günümüze kadar devam edecek olan bir tasarım özelliği, belki de tek ortak özellik şimdiden yerleşmiş gibidir: İslami ve Osmanlı motifler ve süslemeler ağırlıktadır; o mimari anlayışı yansıtan sütun, sütun başları vb. çeşitli öğeler kulanılmıştır. Ayrıca Atatürk'ün banknotların ön yüzünün sağ köşesine yerleştirilmesi de günümüze dek devam edecektir.

Geçiş Dönemi Banknotları: İkinci Emisyon Grubu (1937- 195212)

50 Kuruş, 1, 2,5 (iki buçuk), 5, 10, 50, 100, 500 ve 1000 TL. olmak üzere 11 adet farklı banknot tedavüle çıkartılmıştır.

Merkez bankasının çıkardığı ilk banknotlar olan ikinci emisyon grubu bellirli bir çizgisi ve tarzı olmayan bir banknot grubunu oluşturuyor. İlk emisyon grubuna ait kağıt paralar 1939'a kadar tedavülde kaldığından dolayı, bu dönem en fazla sayıda değişik paranın aynı anda tedavülde olduğu dönemlerden biridir denilebilir. Harf devrimi yapıldığından paralardaki Arap harfleri kalkar ve tamamen Latin harfler kullanılmaya başlanır. Sivil Atatürk resminin paranın ön sağ tarafında kullanımına devam edilir. Ancak ilk defa Atatürk dışında bir kişinin yani İnönü'nün resmine yer verilir. Aynı paranın hem Atatürk resimlisi hem de İnönü resimlisi (500 ve 1000 TL.) tedavüldedir. Bu ikili kullanım Atatürk döneminden İnönü dönemine geçisi simgeler gibidir. (Banknot 5 ve 6)


(Banknot 5) (Banknot 6)

1944 yılında tedavüle çıkan İnönü resmli 50 kuruş ilk ve tek 50 kuruşluk kağıt paradır. Aslında bu parayı üçüncü emisyon grubunda değerlendirmek gerekir. Çünkü bu paradaki tasarım üçüncü gruptaki bir seri kağıt parada kullanılacaktır.


(Banknot 7) (Banknot 8)

Paraların arka ve ön yüzünde aynı renklerin yanısıra farklı renkler de kullanılmaya başlanmıştır. Örneğin 5 liralık kağıt paranın ön yüzü mavi iken arka yüzü yeşildir. (Banknot 7 ve 8) Resimlerde Ankara kenti yine ağırlıktadır. Onun dışında İstanbul ve Çanakkale'ye yer verilmiştir.


(Banknot 9) (Banknot 10)

Kullanılan görsel malzemeye baktığımızda, ilk grupta karşımıza çıkan dönemle ilişkili olma, onu yansıtma özelliğinden ikinci emisyon grubunun tüm paraları için söz etmek mümkün görünmüyor : Merkez Bankası, Boğaz manzarası, Ulus Atatürk Anıtı, Ankara Kalesi, Ankara keçisi, Çanakkale Boğazı, Rumeli Hisarı ve Ankara'daki Güven Park'tan iki değişik görüntü. Ankara'ya ilişkin resimler yine ağırlıktadır. Merkez Bankası resminin kullanımını bankanın yeni kurulmuş olmasına bağlanabilir. Ulus Atatürk Anıtı'nın kullanımı da Atatürk'ün ölümüyle ilişkilendirilebilir. Banknotların ön yüzünde İnönü resimlerinin kullanılmaya başlamasını da geçiş döneminin bir yansıması olarak değerelendirilebilir. Ancak diğer görsel malzemeye ilişkin anlamlı bir okuma yapmak zor görünüyor. Örneğin neden Güven Park resmi iki defa kullanılıyor? Ankara Kalesi neden yeniden gündeme geliyor? Rumeli Hisarı, Boğaz manzarası, Ankara keçisi vs. neden kullanılıyor? Bu tercihlerin bir anlamı var mı?


(Banknot 11) (Banknot 12)

Bizce bu görsel malzeme seçimi, olsa olsa, banknot üzerinde kullanılan resimler konusunda bir sıkıntı yaşandığını gösterir. Görsel kültürümüzün 'az gelişmişliğinin' bir göstergesi olarak okunabilir. İşte bu noktada, çalışmamız boyunca gündeme gelecek olan yaklaşımızdan birisi ortaya çıkıyor: Türk kağıt paralarında genel olarak başarılı ve yaratıcı bir görsel malzeme kullanımından bahsetmek mümkün görünmüyor. Bu da görsel kültürümüzün fakirliğinin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.

Milli Şef'in Banknotları: Üçüncü Emisyon Grubu (1942-1953) ve Dördüncü Emisyon Grubu (1947-1952)13

2,5 (iki buçuk), 10, 50, 100, 500 ve 1000 TL. olmak üzere 7 adet farklı renkte banknot tedavüle çıkartılmıştır. İlk defa bir kağıt paranın (50 TL.'nin) değişik renkte versiyonu basılmıştır. Paraların tamamına bakıldığında belirli bir rengin egemenliği söz konusu değildir. Neresi olduğu belli olmaya resimlerin dışında sadece Ankara (üçüncü emisyon grubunda) ve İstanbul (dördüncü emisyon grubunda) kenti gündeme gelmiştir.

Üçüncü ve dördüncü emisyon dönemi İnönü'nün "Milli Şef" olarak iktidarda olduğu, tek parti döneminin devam ettiği, 2. Dünya Savaşı'nın yaşandığı sıkıntılı yıllara ve sonrasına denk gelir.14

Bu grubun en önemli özelliklerinden birisi, paraların ön yüzünde sadece sivil İnönü resmine yer verilmesi, ve Atatürk resminin kullanılmamasıdır. Ama hemen belirtelim ki, Atatürk resimli paraların hiç tedavülde olmadığı bir dönem olmamıştır. İnönü'nün "Milli Şef" olduğu bu dönemde, Atatük resimli paralar basılmayıp sadece İnönü resmi banknotlarda kullanılmış olsa bile, eski emisyon döneminden kalma Atatürk resimli paralar hâlâ tedavüldedir. İnünü resimli kağıt parala ise, 1953'te, Demokrat Parti döneminde, bu emisyon grubundaki paraların tedavülden kalkmasından sonra tarihe karışacaktır.


(Banknot 13) (Banknot 14)

Üçüncü emisyon grubunu diğer gruplardan ayıran asıl farklılık, arka yüzde kullanılan sıradan insan resimleridir. (Banknot 13-15) Paraların çoğunun arka yüzünde bu resimlere yer verilir: yöresel kıyafetler içinde köylü kızları, bir elinde üzüm sarkımı olan Türk kızı, izci gençler, Ankara Meslek Yüksek Okulu'nun atölyesinde çalışan öğrenciler. Üstelik bu insanların genç ve modern görünümlü (başı açık Türk güzeli, izci genç erkekler) olduklarını hemen ekleyelim.


(Banknot 15) (Banknot 16)

Banknot tarihizin hiç bir döneminde, sıradan insanlar kağıt paralar üzerinde bu yoğunlukta karşımıza çıkmaz. İlk bakışta bu görsel tercih, İnönü'nün kendisini halka yakınlaştırma yönelik çabalarının bir parçası olarak görünmekte. Ancak Cumhuriyetin ilk yıllarında kağıt paralar halkın kullanımına pek sunulmamış, devletin dış borçları ile bankalara verdiği yükümlülüklerin karşılanması için kullanılmıştı. Halk 1939'dan sonra 1 ve 2.5 liralık banknotları kullanmaya başlamıştı. Sokaktaki vatandaşın 100 liralık banknotla tanışması için 1960'ları beklemesi gerekecekti.15 Bu hem alım gücüyle ilgili hem de paramızın değerli oluşuyla. İnönü dönemi paraları da devletin borçlarını ödeme amaçlı kullanılmıştır. Dolayısıyla buradaki temsiliyetin uluslararası boyutunun ağır bastığını söylemek gerek. Yani dış dünyadaki doğulu Osmanlı imajına karşı, modern görünümlü ve genç insan görüntüsüyle Türkiye'nin temsil edilmeye çalışıldığı söylenebilir. Ancak başka bir noktanında hesaba katılması gerekmektedir. Çok partili siyasi yaşama geçişte, 1946'da yapılan ilk serbest seçimleri İnönü'nün liderliğindeki CHP çok zor bir şekilde, kılpayı kazanmıştı. Yeni kurulan Demoktat Parti ise önemli bir güç elde etmişti. Bu süreçte banknotlara sıradan insanların konması CHP'nin bir sonraki seçimlere yönelik bir yatırımı olarak da yorumlanabilir.

2,5 ve 50 liralık kağıt parada insan yerine Ankara Halkevi ve yine Ankara keçisi vardır. Burada küçük bir ayrıntı verelim. Ankara keçili paranın sonuncusudur bu kağıt para. Şimdiye dek kurt ve keçi olmak üzere iki hayvana yer verilmişti. 2001'de çıkartılan 20 milyonluk bankonotaki zeytin dalı taşıyan güvercine kadar karşımıza bir daha hayvan resmi çıkmaz.

Uzun ömürlü Banknotlar Dönemi: Beşinci Emisyon Grubu (1951-1979)

Demokrat Parti iktidardadır. Bunun banknotlara yansıması çok açık olur. Ön yüzdeki İnönü resimleri banknotlardan kaldırılır ve yerine Atatürk resimleri kulanmaya devam edilir. Ayrıca arka yüzünde Sultan Ahmet Camii bulunan 500 TL. (Banknot 17) da Demokrat Parti'nin iktidarı devralmasını simgeler.


(Banknot 17)

Ama bu değişim dışında görsel malzemenin seçimiyle dönem arasında bir ilişki kurma zordur. Oysa oldukça haraketki ve yoğun bir süreçtir: çok partili yaşama geçiş, Demokrat Parti'nin iktidara gelişi, 27 Mayıs askeri darbesiyle demokrasiye ara verilmesi, yeni bir anayasa, 68 hareketi, öğrenci olayları, 1972 askeri muhtırası, siyasi istikrarın bozulması, kurulamayan hükümetler, ekonomik krizler, sağ ve sol gruplar arasında artan silahlı çatışma, 79 yılında gelinen tam bir kaos ortamı.

En uzun ömürlü ve en çok serisi basılan banknotlar bu emisyon grubundaki paralardır.16 Örneğin en çok serisi basılan 50 TL. (Bnaknot 18 ve 19) aynı zamanda en uzun süre tedavülde kalan banknottur (28 yıl).17 50 TL.'nın bir özelliği de, ilk defa bir asker figürü bu kadar yoğun ve ön planda görsel malzeme olarak kullanılmıştır. Bir tarz oluşturmasa da renk kullanımı açısından en renkli emisyon grubundan birisidir. Yine yoğun olarak Ankara kentinden görsel malzemeler vardır.


(Banknot 18) (Banknot 19)

Üç rengin egemenliği göze çarpar: kahverengi (%24.5), yeşil (%22,3) ve kırmızı (%17,8). Kullanılan diğer renkler: mor, mavi, portakal rengi, gri ve menekşe. Paraların arka ve ön yüzünde aynı renklerin yanısıra farklı renkler de kullanılmıştır. Bir tarz oluşturmasa da renk kullanımı açısından en renkli emisyon grubundan birisidir.

Yine yoğun olarak Ankara kentinden görsel malzemeler vardır. Onun dışında Edirne ve İstanbul karşımıza çıkar. Atatürk resimleri de pek değişime uğramaz. Sadece iki farklı resim görülmektedir. (Banknot 20-21)


(Banknot 20) (Banknot 21)

Renk kullanımında karşımıza çıkan 'zenginlik', görsel malzeme kullanımında yerini kıtlığa bırakmıştır: (yeniden) Merkez Bankası, fındık sepeti taşıyan kızlar, Merih Köprüsü, Ankara Ulus'taki Zafer Anıtı'nda yeralan asker figürü, Ankara Gençlik Parkı, (yeniden) Rumeli sırtından Boğaz manzarası. Bu Merkez Bankası merakı nedendir bilinmez. Köprülerin önemi nedir anlaşılmaz. Bina veya yapı merakımız da iyice yerleşmiş gibi görünüyor. İkinci emisyon grubunda gündeme gelen sorunlar burada da karşımıza çıkıyor. Başka bir açıdan baktığımızda, aslında meselenin kendimizi görsel olarak ifade edemeyişimizde olduğu iddia edilebilir.

Durgunluk Dönemi: Altıncı Emisyon Grubu (1968-1987)

Beşinci emisyon grubunda bahsedilen tarihsel koşullar bu grup için de geçerlidir. Görsellik açısından bir önceki dönemlerle benzerlikler taşımaktadır. Renk kullanımında kahverengi ve yeşilin ağırlığı sürmektedir. Öte yandan Ankara'nın egemenliği sona ermiştir. Artık İstanbul'dan görsel malzemeler daha yoğun kullanılmaktadır. (Banknot 22-23) Ülkenin çekim merkezine dönüşen, yoğun bir şekilde göç alan, "taşı toprağı altın" olan İstanbul'un parada da Ankara'nın önüne geçmesi heralde normal kabul edilmeli. Zaten paranın kendisi de daha çok İstanbul'da dolaşımdadır.


(Banknot 22)(Banknot 23)

Öte yandan bu emisyon grubunun ilk 3 banknotu (5, 10 ve 20 TL.), kullanılan görsel malzeme dışında, tasarım açısından en başarılı banknotlar olarak görülebilir. (Banknot 24-25 ve 26) Oldukça sade bir düzenleme, motiflerin ve desenlerin az kullanımı, boş alanların çokluğu, süssüz rakam ve yazılar, diğerlerinden farklı bir çizgideki tasarım unsurları olarak göze çarpıyor. Hatta belirli bir tarz oluşturan nadir bir seridir denebilir. Rakamların türü, yeri ve büyüklüğu çok küçük farklılıkların dışında aynıdır. Renklerin sıcaklığı (tonu) aynıdır. Görsel malzemenin yerleştirimi bir tarz oluşturacak denli tutarlıdır. Örneğin resimleri sol kenarlarının bir motifle kesilmesi, resimlerde ağırlık merkezinin sol kenarda olması, vb.


(Banknot 24)


(Banknot 25)


(Banknot 26)

Herşeyin aynı olduğunu söylemek yanlış olur. Ortak özelliklerin yanısıra her bir para üzerinde elbette bir takım farklılık vardır. Bunlar da onun özgünlüğüne katkıda bulunmaktadır. Örneğin 5 TL.'nın arka yüzünde 5 rakamı üsteki şeritin hemen altındayken, 20 TL.'de 20 rakamı üst kenardaki şeridin içindedir. Ancak tüm banknotların ön yüzdeki rakam aynı yerdedir.

Ancak bu emisyon grubunda da görsel tercih binalardan, manzaralardan ve yapılardan yana: Mnavgat Şelalesi, İstanbul Kız Kulesi, Anıtkabir, Topkapı'daki mermer fıskiye, Ağrı Dağı, İstanbul Üniversitesi Ana Girişi, (yine) Rumeli Hisarı'ndan Boğaz manzarası (ama artık Boğaz Köprüsü tüm heybetiyle resimdeki yerini almıştır).

Bu arada tamamen Atatürk'e ait görsel malzelerden oluşan ilk banknot tedavüldedir (Banknot 26) 1966'da basılan bu banknotun arka yüzünde Anıtkabir yeralmaktadır.18

Değişim Dönemi: Yedinci Emisyon Grubu (1979- )

Hemen belirtelim ki banknot üzerinde en fazla değişimin gerçekleştiği, dolayısıyla en çok sayıda farklı ve aynı zamanda en kısa ömürlü paraların tedavüle çıkartıldığı bir emisyon grubudur beşinci grup. İlk banknotun basıldığı 1927 yılından 5000 TL. banknotun basıldığı 1981 yılına kadar paraların üzerine görülen rakam serisinin çoğu bu grupta son defa tedavüle çıkar ve sonra tarihe karışır: 10 , 100 , 500 , 1.000 TL.19 Bu esri rakam serisi yerini, sıfırları her yıl gittikçe artan yeni rakam serilerine bırakır; üstelik bu yeni rakamların bazıları yine enflasyon nedeniyle çok çabuk tarihe karışır: 5.000 , 10.000 , 20.000 , 50.000 ve 100.000 TL.20 Bazıları ise günümüzde kullanılmaya devam edilen paralardır: 250.000, 500.000, 1.000.000, 5.000.000, 10.000.000, ve 20.000.000 TL.

Öte yandan en çok farklı rengin kullanıldığı bir banknot grubudur. Yeşilin ve kahverenginin yoğun kullanımı devam etmekle birlikte, renk çeşitliği söz konusudur: pembe, mor, mavi, menekşe, portakal, kırmızı, sarı.

Ankara yeniden gündeme gelir ama artık hiç bir kentin egemen değildir. Tam tersine yeni yeni kentler banknotlarda görünmeye başlar: Konya, Elbistan, Urfa, İzmir. Bu listeye İstanbul, Edirne ve Çanakkale de eklenirse, bu grubun aynı zamanda en zengin kent çeşitliğine sahip emisyon grubu olduğu ortaya çıkar.

Yedinci emisyon grubunun bu çalışma açısından asıl özelliği, içinde barındırdığı bir seri banknottaki tasarım ve görsel düzenlemedir. Bu seriye daha yakından bakmadan önce dönemin koşullarına bir miktar değinmek gerekiyor. Yine yoğun değişimlerin yaşandığı bir dönem: etkisi günümüzde bile süren 12 Eylül askeri darbesi, demokrasiye ara verilen sıkıyönetimli ve yasaklı yıllar, yeniden 'demokrasi', Özal'lı yıllar, çarpık bir serbest piyasa ekonomosinin yerleşmesi, PKK sorunu, siyasi krizler, ekonomik krizler, enflasyon, yosuzluklar, özellleştirme, tüketim toplumu, medya, Demirel'in yeniden yükselişi, koalisyonlar dönemi, Çiller dönemi, siyasi islamın yükselişi, laik anti-laik çatışması, 28 Şubat, Ecevit'in ve MHP'nin yükselişi, vb. Bu dönem çıkarılan banknotlara baktığımızda bu dönemden onlara yansıyan bazı unsurlar bulabiliyoruz. Yukarıda bahsettiğimiz seri tam da bu açıdan ön plana çıkıyor. Mehmet Akif Ersoy ile başlayıp, Fatih Sultan Mehmet, Mevlana ve Mimar Sinan ile devam eden seri 1980 sonrası Türk-İslam sentezinin yansımaları olarak yorumlanabilir. (Banknot 27-30)


(Banknot 27) (Banknot 28)


(Banknot 29) (Banknot 30)
Tarihsel kişiliklerin görsel malzeme olarak kullanımı da yeni ve bu seriye özgü bir uygulamadır. Gündeme getirilen tarihi dönem Osmanlı dönemidir. İlk emisyon döneminde başarıyla uygulanan simgesel anlatım bu seride de denenmektedir. Ancak sonucun pek başarılı olduğunu söylemek zordur. Özellikle üzerinde Mehmet Akif Ersoy'un yeraldığı 100 Liralık banknot tarihimizin en başarısız tasarımlarından biridir. Motiflerde ve süslemelerde öne çıkan islami çizgi, görsel malzemenin içeriğiyle daha da yoğunlaşmaktadır: cami, türbe, daha çok islami kimliğiyle sahiplenilen bir "düşünür", semazenler, İslamcı bir şair, bir Osmanlı padişahı, bir Osmanlı mimarı. Bu serinin Atatürkçü olduğu iddasındaki ordunu yönetimi sırasında basılması da hatırlatılması gereken bir ayrıntı. Bu seride, günümüze kadar devam edecek olan devlet düzeyindeki bir zihniyet ve ideoloji değişiminin simgelendiğini düşünmek mümkün: Türk-İslam sentezi iktidardadır. Bu görsel düzenlemeler bunu yansıtma, "mesajı" halka iletme çabası içindedir. Ancak banknotlar bu ortak özelliğe rağmen bir tarz oluşturamaz. Örneğin her parada kullanılan rakamlar birbirlerinden tamamen farklıdır. İki tanesinde paranın değeri hem rakamla hem yazıyla verilirken (100 TL. ve 10.000 TL.), diğer ikisinde sadece rakamla verilmiştir (5.000 TL. ve 10.000 TL.). Ayrıca rakamların yerleştirildiği köşeler de de bir tutarlılık yok. Mehmet Akif Ersoy'u yerleştirirken arka planda bir sıkıntı yaşandığı hissediliyor. Diğerleriyle karşılaştırınca çok zorlama bir düzenleme olarak göze çarpıyor. Öte yandan paralar arasında bir renk uyumundan, tercih edilen renklerde bir süreklilikten bahsetmek çok zor.

Üzerinde Mevlana resmi olan banknotun tasarımı ikinci basımında bir değişime uğramış, 1990 yılındaki son basımında ise yerini Elbistan Santrali'nden bir görüntüye bırakmıştır. (Banknot 31)


(Banknot 31)

Bu serinin ardından "ara para" olarak gör&uum

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !